saffetozturk
25 Takipçi | 1 Takip
27 09 2012

Antepfıstığı Yetiştirciliği

İKLİM İSTEĞİ :Antepfıstığının yetişme alanlarını belirleyen önemli faktörlerden birisi sıcaklıktır. Yaz aylarında meyvenin gelişmesi ve olgunlaşması için oldukça fazla ve uzun süre yüksek sıcaklık, kış aylarında ise belli bir süre düşük sıcaklığa ihtiyaç gösterir. Ancak kış soğuklarının -15 °C ve daha fazla düşme ihtimalinin olduğu alanlarda meyve gözlerinde zararlanma olabilir. Ülkemizde antepfıstıkları Mart sonu-Nisan ayının başlarında uyanmakta, genellikle Nisan ayının ilk yarısında çiçek açmaktadır. Bu dönemdeki düşük sıcaklıklar çiçeklere ve genç yapraklara büyük zarar verebilmektedir. Yeni bahçe tesis edilirken, özellikle soğuk hava akımının olduğu yerlerde bahçe kurulmamalıdır. Çiçeklenme periyodunda uzun süre devam eden serin ve yağışlı hava, erkek ağaçların çiçek tozlarının yayılmasını olumsuz etkilemektedir.

TOPRAK İSTEĞİ : Antepfıstığı kuvvetli kök yapısı nedeniyle başka hiçbir bitkinin yetişemeyeceği sahalarda yaşayabilmekte, hatta ürün de verebilmektedir. Antepfıstığının bu özelliği, bazı yanlış düşüncelere yol açmaktadır. Halk arasında "antepfıstığı, mutlaka kötü karakterli topraklara dikilir" gibi yanlış bir anlayış vardır. Hâlbuki bütün meyve türlerinde olduğu gibi antepfıstığı da nispeten derin, süzek, tınlı ve kısmen kireçli toprakları sevmektedir. Dikilen fidanın çabuk gelişmesi, erken meyveye yatması, bol ve düzenli ürün verebilmesi için, toprak şartlarının istenilen nitelikte olması ve bakım işlerinin iyi yapılması gerekir.

DÖLLENME BİYOLOJİSİ : Antepfıstığının erkek ve dişi çiçekleri ayrı ayrı ağaçlar üzerinde bulunur. Antepfıstığında meyvenin yenilen kısmı tohumu olduğundan, meyve elde edilmesi için tozlanma ve döllenme zorunludur. Döllenmeyen çiçekler dökülür veya bunlardan içi boş (fıs) meyveler meydana gelir, dolayısıyla verim doğrudan etkilenir. Döllenme yetersizliğinin birçok nedeni olmakla birlikte, en önemli neden, çiçek tozu yetersizliğidir. Neticede antepfıstığı bahçelerimizde çiçek ve küçük meyve dökümleri sık sık görülmekte ve üreticilerimiz zarara uğramaktadır. Normal bir antepfıstığı çiçek salkımında ortalama olarak 120 adet çiçek bulunur (Şekil 3). Bunun 20 tanesi meyve bağlarsa, bu orta derecede bir verime karşı gelir. Şayet salkımda 40 tane meyve olmuşsa, bu da oldukça yüksek mahsul demektir. Hâlbuki salkım seyrelmesi gösteren meyve salkımlarında, 1-6 meyve kalmaktadır. Tüm bunların en önemli nedeni, üreticilerimizin bahçelerine erkek ağaç dikmemeleridir. Antepfıstığı bahçelerinde genel olarak, 8-11 dişi ağaca 1 erkek ağaç hesaplanmalıdır. Erkek ağaçlar ürün vermediğinden, üreticilerimiz bunlara bahçelerinde yer vermemekte veya çok az yer vermektedirler. Üreticilerimiz bahçelerindeki erkek ağaçlara kayıp değil kazanç gözüyle baktıkları taktirde yukarıda anlatılan çiçek ve meyve dökümleri olmayacaktır. Aksi taktirde bu dökümler, her ürün yılında kaçınılmazdır. Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü'nde yapılan çalışmalarla, standart çeşitlerimiz için uygun erkek tipler belirlenmiştir. Bu çalışma sonucunda; - Uzun ve Halebî çeşitleri için Uygur erkeği, - Siirt ve Kırmızı çeşitleri için Atlı erkeği, - Ohadi çeşidi için de Kaşka erkeği tozlayıcı olarak uygun görülmüştür. Bahçeye yeterince erkek aşılanmamışsa veya erkekler toz vermeye başlamamışsa, içli meyve elde etmek için mutlaka yapay tozlama yapılmalıdır. Yapay tozlama, çiçeklenme başlangıcında toplanan erkek çiçek salkımlarının dişi ağaçlara asılması şeklinde uygulanabilir. Ya da toplanan erkek çiçek salkımları, havada gerilmiş bir ince elek teli üzerine konularak bunların çiçek tozlarını saçması sağlanır. Salkımlardan çıkan çiçek tozlarının kolayca toplanması için, elek telinin altına parlak kağıt serilir ve bunun üzerine dökülen çiçek tozları alınır. 100 gram un içerisine 1-2 gram çiçek tozu karıştırılır. Hazırlanan çiçek tozu-un karışımı pamuklu tülbent torba içerisine konularak orta büyüklükteki bir ağaca verilir veya karışım sırt atomizörleri veya traktöre bağlanan atomizörlerle geniş alanlara uygulanır. Yapay tozlama için, dişi çiçeklerin çiçek tozunu kabul edici olgunlukta (reseptif) olmaları gerekir.

ANTEPFISTIĞI ANAÇLARININ AŞIYA HAZIRLANMASI VE AŞILAMA : Antepfıstığı, ülkemizde üç şekilde çoğaltılmaktadır. Birincisi, doğada kendiliğinden yetişen ve kültür çeşitlerine anaç olabilecek antepfıstığı, buttum, melengiç ve atlantik sakızı türlerinin yerinde aşılanması, ikincisi bu türlerin tohumlarının ekilmesiyle elde edilen çöğürlerin üretim bahçelerine dikilerek aşılanması, üçüncüsü ise aşılı tüplü fidanların doğrudan bahçeye dikilmesi suretiyle bahçe tesisidir. Antepfıstığı anaçlarının bazı türleri (buttum, atlantik sakızı, mutica sakızı, kültür çeşitlerinin tohumlarından çıkan anaçlar) doğada tek gövdeli olarak, bazı türleri de (melengiç, filistin sakızı) çok gövdeli (ocak şeklinde) olarak bulunurlar. Çok gövdeli ve tek gövdeli anaçların aşıya hazırlıkları farklı olmaktadır.  Ocak Halindeki Anaçların Aşıya Hazırlanması - Genellikle bir ocakta yirmi gövdecik bulunabilir. Budama mevsiminden önce ocak çevresindeki topraklar çapa ile temizlenerek, gövdeciklerin çıkış yerleri ortaya çıkarılır. - Bu gövdeciklerden, düzgün, pürüzsüz ve 2-4 cm çapında olabilenlerden 3-5 tanesi bırakılarak, diğerleri testere ile ana gövdeyle birleştikleri yerden çıkarılırlar. - Melengiç ağaçlarında aşılar çok yükseğe yapılmaz. Genel olarak aşı yeri topraktan 30-40 cm yukarıdadır. Budama döneminde, aşı yapılacak düzgün bir yer belirlenerek, buraya kadar olan yan dallar, gövdecikle kesiştiği yerden makas veya testere ile kesilir. - Aşı yapılacak yerin üzerindeki dalların hepsini budama mevsiminde kesmek hatalıdır. Gövdecikte su hareketinin olması ve böylece anacın daha iyi kabuk vermesi için her gövdecikte birkaç tane dal kalmalıdır. Aşı yapıldıktan sonra bu küçük dallardan sadece bir tanesi (soluk dalı) bırakılıp, diğerleri kesilecektir. Tek Gövdeli Anaçların Aşıya Hazırlanması  - Ağacın taç genişliği ve gövde kalınlığı dikkate alınarak budama 1-3 yıl içerisinde tamamlanmalıdır. - Gövdeden çıkan ana dallar budanmayıp, ağacın büyüklüğüne göre ikinci veya üçüncü derecedeki dallar budanmalıdır. - Kesilen her dalın ucunda mutlaka bir soluk dalı bırakılmalıdır. Aksi halde, o dal kuruyabilmektedir. - Ağacın büyüklüğüne göre 1 veya 3 tane dal hafif azaltılarak, dalların ucundaki soluk dalına ek olarak, ağacın soluk dalı olarak bırakılmalıdır. - Budanan ağaçların dallarından ilkbaharda, fazla miktarda taze sürgünler çıkar. Bu sürgünlerden, dalın kalınlığına göre 2-4 tanesi, çepeçevre dalı saracak şekilde bırakılarak, diğerleri Mayıs ayında temizlenmelidir. Böylece bu sürgünlerin gelişimi artar ve daha kısa sürede aşıya gelirler. Eğer bu sürgünlerin hepsi de dalın ucunda bırakılıp, diğer kısmında hiç bırakılmazsa, dalın o yönünde kuruluk olacaktır. Ayıklama yapılınca sürgünlerin bazıları o yıl aşıya gelebilmektedir. Ama ertesi yıl hemen hemen tümü aşıya hazır hale gelir. Aşılamada ağacın taç genişliğine göre aşı sayısı değişir. Aşı sayısını azaltmayıp, aşı yapılmak üzere bırakılan her sürgüne bir aşı yapılmalıdır. Aşılama Antepfıstığı aşılarında kalem aşısı kullanmayıp, göz aşıları kullanılmaktadır. Aşı ile ilgili yapılan çalışmalarda; Mart ayında tomurcukların kabarmaya başlamasından yapraklanmaya kadar olan devrede yongalı göz aşısının, Haziran ayında ise sürgün (T) göz aşısının iyi netice verdiği bulunmuştur.  Aşı Kalemi Alınırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar - Aşı kalemi pişkinleşmiş olmalı ve üzerinde meyve gözü bulunmamalıdır. - Ağacın yan dallarının ucunda bulunan sürgünler, aşı kalemi olarak alınmaz. Bu dallarda bulunan sürgünler, ağacın gelişimini ve gelecek yıllarda ürün verecek olan yeni dalların oluşumunu sağlayacaklardır. Bu nedenle, aşı kalemi gövdeye yakın olan yıllık sürgünlerden kesilmelidir. - Uyur gözlerin uyanmasıyla, doğrudan gövdeden çıkan sürgünler obur dallardır. Bunların gözleri olgunlaştığında aşı kalemi olarak kullanılmazlar. - Aşı kalemi alınacak damızlık ağaçlar verimli, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı, standartlara ve bölge ekolojisine uygun olmalıdır. - Sürgün göz aşısı için kullanılacak aşı kalemleri günün serin saatlerinde kesilmeli ve hemen yaprak sapının 1-1.5 cm'si kalem üzerinde kalacak şekilde yaprak ayaları kesilmelidir. - Uzak mesafelere gönderilen aşı kalemlerinin iki ucu ılık parafine batırılıp, ambalajlanmalıdır. T Aşısının Yapılışı İlk olarak, anacın kabuğu bıçakla T şeklinde çizilir. T nin anaç kalınlığına göre 1-1,5 cm kadar olan üst çizgisi, daha sonra 2-2,5 cm olan orta çizgisi çizilir. Bu çizimlerde bıçak, odun dokusuna dokundurulmamalıdır. Aksi halde reçine çıkar ve gözle gövde arasında bir tabaka oluşturarak kaynaşmayı engeller. T çizildikten sonra, aşı gözü kalemden çıkarılır (Altı sivri, üstü düz olacak şekilde). Çıkarılan aşı gözü üzerinde büyüme konisi (öz) bulunmalıdır. Aksi halde, yapılan aşı tutmayacaktır. Çıkarılan göz, aşı bıçağı yardımı ile daha önce çizilen T’ ye, yaprak sapından tutularak yerleştirilir. Aşı gözünün üst tarafı ile T’ nin üst tarafı arasında boşluk kalmamalıdır. Aşı yapıldıktan sonra, hafif ıslatılmış rafya, plastik aşı bandı veya pamuk ipliği ile bağlanmalıdır. Bağlama işine üstten başlanır, sarma yapılarak alttaki çizginin sonuna kadar inilir. Sonunda ilmek yapılarak hava almayacak şekilde bağlama yapılır. Aşı yapılıp bağlandıktan sonra üzerinden 30-40 cm’lik tırnak bırakılarak üst taraf kesilir. Tırnağın ucunda, özellikle güney tarafında soluk dalı bırakılır. Aşıların tutup tutmadığı, 10-15 gün sonra belli olabilir. Eğer göz irileşmiş, kabarmış, kabuk rengi parlak ve dokunulduğunda yaprak sapı düşüyor ise, aşı tutmuş demektir. Göz buruşmuş, kahverengileşmiş, yaprak sapı kurumuş ve dokunulduğunda kopmuyor ise aşı tutmamıştır. Yapılan aşının tutmadığı durumlarda, ağaçta kabuk kalkıyor ise hemen aşı yapılan yerin altına tekrar aşı yapılabilir. Aşı Sonrası Bakım Aşı sonrası bakımı mutlaka yapılmalıdır. Aşıdan 20-25 gün sonra aşı bağı gevşetilmeli, aşı sürgünleri 20-25 cm. olunca aşı bağları sökülerek, aşı sürgünü anaca yatık sekiz (∞)biçiminde bağlanmalı, aşı yerinin altından çıkan sürgünlerin tamamı ve aşı yerinin üstünden çıkanların ise bir kısmı temizlenmeli, aşı sürgünü kalınlığının anaç kalınlığına yaklaştığı sonbaharda, tırnaklar mutlaka kesilmelidir.

TOPRAK İŞLEME : Antepfıstığı yetiştiriciliğinin yapıldığı alanlarda, sulama imkânı olmadığı gibi, gerek yağışın azlığı ve gerekse kuraklıktan dolayı toprak işleme büyük önem kazanmaktadır. Bu durumda ya sulama yapmak ya da yağışla düşen suyu toprakta muhafaza etmek gerekir. Bu amaçla da toprak işleme yapılmalıdır. Antepfıstığında toprak işleme şu şekilde yapılmaktadır: Kış aylarına girerken 3 veya 5 soklu pullukla derin olarak yapılan kontur (çapraz) sürüm, yağmur sularının toprağın alt katmanlarına inmesini sağladığından, yapılması gereken önemli bir sürümdür. Bu sürümün kontur olarak yapılması ve son sürümün eğime dik olması, suyun toprakta tutulmasını arttırdığı gibi, yüzey akışını ve erozyonla toprak kaybını da azaltmaktadır.  İlkbaharda 5 soklu pulluk, kültivatör veya kazayağıyla yüzeysel olarak yapılan kontur sürüm, yabancı ot kontrolünü sağlar. İlkbahar sürümü genellikle 2 kez yapılır. Bunların birincisi Nisan ayında yapılır. Bu sürüm, kış yağmurlarından sonra bol miktarda çıkan yabancı otların temizlenmesini sağlamaya yöneliktir. İlkbaharda yapılan ikinci sürüm ise yine kültivatör veya kazayağıyla, yağmurların kesilmesinden hemen sonra (Mayıs ayı) ve toprak tavında iken yapılır. Bu sürümle birlikte bahçeye tapan çekilmelidir. Killi toprak yapısına sahip bahçelerde toprak neminin azalmasıyla birlikte, özellikle Temmuz ayında yüzeyden başlayarak aşağıya doğru toprakta yarılmalar meydana gelmektedir. Bu yarıklardan toprak neminin kaybolmaması için, Temmuz ayında kültüvatör veya kazayağıyla birlikte tapan çekilerek, yapılacak olan son bir sürümle toprak işleme tamamlanmış olur.  Sürüm yapılamayan yerler (ağaçların gövde çevresi) ilkbaharda bellenmeli veya çapalanmalıdır.

GÜBRELEME : Antepfıstığı meyvesini, yoğunlaştırılmış enerji hapı olarak tanımlamak mümkündür. Bu kaynağın oluşumu için, bitkinin yeterince beslenmesi gerekmektedir. Bilindiği gibi antepfıstığında düzensiz meyve verme (periyodisite) ve buna bağlı olarak ürün azlığı, yetiştiricilikte karşılaşılan önemli sorunların başında gelmektedir. Bitkinin yeterli ve dengeli beslenememesi sonucunda, bitki gelişiminin tam olmaması, verim düşüklüğü ve kalite bozukluğu gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır.  Antepfıstığında görülen periyodisitenin (düzensiz verim), bitkinin beslenmesi ile ilgili olduğunu belirten birçok araştırma mevcuttur. Besin elementlerince fakir, kıraç ve susuz arazilerde yetişen antepfıstığının mutlaka gübrelenmesi gerekir. Yapılacak toprak ve yaprak analiz sonuçlarına göre en uygun gübre dozları ortaya çıkarılmalıdır. Ancak yapılan araştırmalarda 35-40 yaşlarındaki bir antepfıstığı ağacına saf olarak verilen 800 gram azot, 600 gram fosfor, 400 gram potasyum ve 50-60 kg ahır gübresi, verimi % 40 civarında arttırmaktadır.  Şubat ayında ağaç gövdesinin yaklaşık 1 m çapındaki kısmının dışında kalan taç izdüşüm alanına 2-5 kg arasında olmak üzere, amonyum sülfat gübresi serpilerek, hemen toprağa karıştırılmalıdır. Yağışın az olduğu bölgelerde Ocak ayında da verilebilir.  Ocak ayında, mümkün olduğu kadar derine verilmek üzere, ya ağacın taç iz düşümüne açılacak 20-30 cm derinliğinde ve 25-30 cm genişliğindeki banta, ya da bahçelerde ağacın taç izdüşümü kenarına traktöre bağlı pullukla açılacak hatlara, fosforlu ve potasyumlu gübre ve bunların üzerine de ahır gübresi uygulanıp, üzeri toprakla kapatılmalıdır. Tam verimdeki ağaçlara fosforlu gübre olarak, ağaç başına 2 kg triple süper fosfat uygulanabilir. Açılan bant, triple süper fosfat gübresi üzerine 60 kg yanmış ahır gübresi verilerek kapatılmalıdır. Bölge toprağı potasyum yönünden genellikle yeterli olmasına karşın, eksikliğin olduğu yerler de vardır. Yapılacak toprak ve yaprak analizlerine göre eksikliğin görüldüğü bahçelerde, fosfor uygulamasıyla birlikte ağaç başına 0.5-1.5 kg potasyum sülfat verilmelidir. Bunların yansıra ticari olarak piyasada bulunan 15-15-15 kompoze gübresi de azot, fosfor ve potasyum kaynağı olarak kullanılabilmektedir.  Çiftçilerimiz genellikle gübre kullanmaktan kaçınmaktadırlar. Ancak, zamanında ve tekniğine uygun olarak yapılacak gübreleme, antepfıstığının gelişiminde büyük oranda katkı sağlamakta, verimi arttırıp periyodisite yi azaltmaktadır.  Uygulamada görülen hataların başında fosforlu gübrelerin derine verilmediği, çiftlik gübresinin toprak yüzeyine serpilip, öylece bırakıldığı, azotlu gübrelerin de toprağa karıştırılmadığı görülmüştür. Bu şekilde yanlış uygulama sonrasında "Ben ağaçlarımı gübreledim, ama netice alamadım" denilmektedir. Uygulamalar zamanında ve tam olarak yapılırsa önemli faydalar sağlanacaktır.

BUDAMA : Budama, ağaca şekil vermek, verilen şeklin devamını sağlamak ağaçta fizyolojik dengeyi oluşturarak düzenli bir verim almak ve yaşlanmış ağaçları gençleştirerek bunlardan bir süre daha verim almak amacıyla yapılmaktadır. Tüm meyve ağaçlarında olduğu gibi, antepfıstığı ağaçlarında da budama üç aşamada yapılmalıdır. Genç Ağaçlarda Şekil Budaması  Antepfıstığı ağaçları reçineli olduklarından, aşırı dal kesiminden hoşlanmazlar. Bu nedenle ileri dönemlerde kalın dal kesimine meydan vermemek için budamanın fidan devresinde başlatılması gerekmektedir. Bahçe tesisi aşılı tüplü fidan ile yapılmış ise, dikimden 2-3 yıl sonra, çöğür dikilerek yapılan tesislerde ise aşılamadan 2-3 yıl sonra şekil budaması yapılmalıdır. Fidan fazla boylanmışsa, birinci yılın sonbaharında 80-90 cm'den tepesi kesilir. Ertesi yıl sürgünler oluşur. Bunlarda şekil budaması 2. yılda yapılabilir. Fidan fazla boylanmamış ise, bu işlemler birer yıl sonraya bırakılır. Bir yıl önce tepesi kesilen fidan, ertesi yıl fazla sayıda sürgün vermektedir. Bu sürgünlerden gövde üzerinde 15-20 cm aralıklarla, mümkün olduğunca eşit dağılanlardan üç tanesi, bir de dik gelişen doruk dal bırakılarak diğerleri kesilir. Ağaç üzerinde bırakılan dalların düzenli gelişmesi sağlanır. Seçilen her ana dal, bir ağaç gibi düşünülerek, aynı sistem bunlara da uygulanır.  Gelişmiş Ağaçlarda Ürün Budaması Gelişmiş antepfıstığı ağaçlarında budama, genel olarak verimli yılın sonunda, yaşlanmış, zayıf gelişen 3-4 yaşlı dal çıkarma ve kuru dal seyreltme şeklinde yapılmaktadır. Bu şekilde yapılan budama ağaçta genç dal gelişimini teşvik etmektedir. Antepfıstıklarında ürün 1 yaşlı dallardan alındığından, ağaç sürgün oluşturmaya teşvik edilmelidir. Bunun için mutlaka her yıl düzenli budama yapılmalıdır. Yapılan düzenli budamalar neticesinde hem ağacın ekonomik ömrü uzamakta, hem verim kısmen artmakta (% 12 kadar), hem de kalite iyileşmektedir. Antepfıstığı bahçelerinde görülen önemli budama hatalarından biri, sürümde kolaylık sağlaması açısından toprağa yakın dalların sürekli olarak çıkarılmasıdır. Bu şekilde kesilen ağaçlarda taç yüksekliği çok fazla olmakta, ağaç dibini gölgeleyememekte ve toprak neminin kaybolmasını engelleyememektedir. Hâlbuki yere yakın, taç oluşturularak ve doruk dalı korunarak budanan ağaçlar, hem dibini gölgelemekte, hem aşırı sıcakların gövde ana dalları yakması veya dolu zararından dolayı zararlanma engellenmektedir. Gençleştirme Budaması Yaşlı ve zayıf gelişen ağaçlarda kuvvetli gelişen sürgün az olacağından, yeni sürgün oluşumunu teşvik etmek amacıyla yaşlı dal kesimi yapılmaktadır. Bu işlem 2-3 yılda tamamlanmalıdır. Sürgün gelişimi sağlandıktan sonra ağacın taç yapısını bozmadan, yeterli havalanma ve ışıktan yararlanma için, sık gelişen sürgünler seyreltilmelidir. Yeni oluşan sürgünlerin merkezden uzaklaşmaması ve yan gözlerden çıkan sürgünlerin yeterli düzeyde kuvvetli olması için sürgün uçları kesilmelidir. Gençleştirme amacıyla yapılan budamada ağaçta, ana dallarda ve kesim yapılan her dalda mutlaka soluk dalı bırakılmalıdır. Kesim yapılan her yere aşı macunu sürülmelidir. 

SULAMA : Yağışla birlikte verim çağındaki antepfıstığının yıllık su ihtiyacı 750-800 mm. arasındadır. Hazirandan başlayıp Ağustos ayı sonuna kadar, o yılki yağışa ek olarak 20 gün ara ile sulama yapılması ve her sulamada 110-150 cm derinliğe kadar toprağın ıslatılması, antepfıstığında gelişmeyi arttırıp periyodisitenin kısmen önlenmesine etkili olmaktadır.  Üreticilerin çoğu, sulama yapıldığı taktirde ağaçlarının kuruyacağını sanmaktadırlar. Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü deneme bahçelerinde 25 yıldan bu yana sulama yapılmasına karşın, sulama kaynaklı ağaç kurumalarına rastlanmamıştır. Fakat sulama suyunun gövde ile temas etmesi durumunda, kök boğazı çürüklüğü zararından dolayı ağaçlarda kurumalar meydana gelebilmektedir. Suyun ağacın gövdesine değmeyecek şekilde, taç izdüşümünün dışına verilmesi durumunda herhangi bir zararlanma görülmemektedir.

HASAT VE DEPOLAMA : Hasat Ülkemizde antepfıstığı hasadı elle yapılmaktadır. Hasat dönemi başlamadan önce ağaç altları temizlenir. Toprak bastırılır. Bu şekilde yere düşen meyvelerin zarar görmeleri önlenir. 

1509
0
0
Yorum Yaz