saffetozturk
25 Takipçi | 1 Takip
16 01 2008

Atatürk'ün Anıları V

Kaçıncı Maddedeyiz?           

             Erzurum'dayız.
            “Mazhar not defterin yanında mı?
            “Hayır Paşam” dedim.
            “Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın. Al gel” dedi.
            Defteri getirdiğimi görünce, sigarasını bir iki nefesini çektikten sonra;
            “Ama, bu defterin bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir Süreyya (Kalem Mahsus Müdürü) bir de sen bileceksin. Şartım bu” dedi.
            Süreyya da, ben de “Buna emin olabilirsiniz Paşam” dedik.
            Paşa bundan sonra:
            “Öyle ise tarih koy” dedi.
            Koydum, 7-8 Temmuz 1919 sabaha karşı.
            “Pekala yaz” diyerek devam etti.
            “Zafer’den sonra hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır. Bu bir.
            İki: Padişah ve Hanedan hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır.
            Üç: Örtünmek kalkacaktır.
            Dört: Fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir.”
            Bu anda kalem elimden düşüverdi. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme baktı. Bu gözlerin bir takılışta birbirlerine çok şey anlatan konuşuşuydu. Paşa ile zaman zaman senli, benli konuşurdum.
            “Neden durakladın?”
            “Darılma ama Paşam, senin hayal peşinde koşan taraflarınız var” dedim.
            Güldü, “Bunu zaman gösterir, sen yaz” dedi.
            “Beş: Latin harfleri kabul edilecek.”
            “Paşam yeter yeter...” dedim. Biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insanın davranışı ile, “Cumhuriyet ilanını başarmış olalım da üst tarafı yeter” dedim, defterimi kapadım.
            “Paşam, sabah oldu. Siz oturmaya devam edeceksiniz, hoş çakalın” dedim, yanından ayrıldım.
            Gerçekten gün ağarmıştı.
            Fakat, burada ve bu anda olayların beni nasıl aldattığını ve Mustafa Kemal’i doğruladığını, daha doğrusu Mustafa Kemal’in beni nasıl bir cümle ile susturduğunu ve utandırdığını tarih önünde açıklamalıyım.
            Çankaya’da akşam yemeklerinde birkaç defa:
            “Bu Mazhar Müfit yok mu, kendisine Erzurum’da örtünme kalkacak, şapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecek, dediğim ve bunları not etmesini söylediğim zaman, defterini koltuğunun altına almış ve bana hayal peşinde koştuğumu söylemişti” demekle kalmadı, bir gün önemli bir ders verdi:
            Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu’dan dönüyordu. Ankara’ya döndüğü anda, otomobille eski Meclis binası önünden geçiyor ben de kapı önünde bulunuyordum. Manzarayı görünce gözlerime inanamadım.. Kendisinin yanında oturan Diyanet İşleri Başkanı’nın başında da bir şapka vardı. Kendisi ne ise ne? Fakat kendisini karşılamaya gelenler arasında bulunan Diyanet İşleri Başkanı’na da şapkayı giydirmişti.
            Ben hayretle bu manzarayı seyrederken, otomobili durdurdu. Beni yanına çağırdı ve:
            “Azizim, Mazhar Bey, kaçıncı maddeyiz? Notlarına bakıyor musun?” dedi.

284
0
0
Yorum Yaz