saffetozturk
25 Takipçi | 1 Takip
12 12 2006

Mut Kalesi

      Mut ilçe merkezinin kuzeyindeki bir tepe üzerinde bulunan kalenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak ilk temelinin Hititler zamanında atıldığı sanılmaktadır. Bugünkü hali Karamanoğulları dönemi karakterini gösterir. Dikdörtgen şeklindeki kalenin dört burcu ve içinde iç kale diye adlandırılan bir kulesi vardır. Karamanoğullan ve Bizans döneminde tamir gören kale, 1992 yılında Kültür Bakanlığı'nca yeniden restore edilmiştir. Evliya Çelebi'ye göre; Mut kalesini Rumlardan almak isteyen Karamanoğlu Yakup Bey, tüm askerlerini şehit vermiştir. Bunun intikamını almak için Karamanoğlu ibrahim Bey, büyük bir kuvvetle kaleye hücum etmiş, içinde bulunan 70.000 Rum askerini kılıçtan geçirtmiş ve ölülerini de kalenin güneyindeki bir tepeye gömdürtmüştür.  Bu nedenle buraya şimdi Maşatlık tepesi denilmektedir. Kalenin içerisinden çıkan Kalepınar adındaki soğuk ve berrak su, kentin su kaynağıdır.

Not : Bu bilgiler aşağıdaki Internet adresinden alınmıştır.  Bu çalışmayı yapanlara sonsuz şükranlarımı sunarım. "mtso.org.tr/mp/contents.php?id=953"

             Mut, Ermenek, Gülnar ve Anamur’u  da içine alan coğrafi bölgeye Etilerden sonra İzorya denmeye başlamış . Zaman içerisinde İzorya’da insan sayısı o kadar artmış, o kadar artmış ki,toprağın besleyemeyeceği çoğunluğa ulaşmış. Burada yaşayan insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için etraflarına saldırmaya, yağma ve talan etmeye başlamışlar. Bu saldırılarını isyanlara kadar büyütmüşler. Birkaç defa bastırılan isyandan sonra en büyük isyanları Bizans İmparatoru I. Anastas zamanında (491-518) olmuş. İsyanı haber alan İmparator Anastas ordularıyla İzorya bölgesine gelip (büyük ihtimalle) Klaudiopolis (Mut) kalesine konar. İsyanı bastırmak için bütün kasabaları, köyleri yakar, yıkar halkın pek çoğunu öldürür. Kalanlarını da bire kadar toplayıp Trakya ovasına sürer . Böylelikle Mut toprakları çok uzun yıllar (200-250 yıl belki de daha fazla) boş kalır. O nedenledir ki Karaman, Ermenek, Silifke gibi komşu şehirlerde Roma veya Bizans idaresi döneminden gelme semt, köy ve kasaba adları olmasına karşın Mut sınırları içinde bir tane bile yabancı ad’a rastlanmamaktadır. Bütün semt ve yerleşim yerleri hep öz Türkçe adlarla donatılmış. Bu adlandırılmaların rast gele yapılmadığı, ya oraya yerleşen birimin kökeni olan toplumun adının ya da Orta Asya’daki yurtlarının adının verildiği görülmektedir.

Orta Asya’dan kopup gelen Türk toplulukları Anadolu’ya geldiklerinde bu semte düşenler havasıyla, suyuyla, otlağıyla, avıyla düşlerindeki ideal yurdu bulurlar ve yerleşmeğe, yurt tutmağa başlarlar . Bu arada Kızkalesi Ermenileri de büyük kalelere sahiplenirler. Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurulmasından sonra kaleler Selçuklular ve Ermeniler arasında el değiştirmekte idi. İlk zamanlar kalelerdeki Ermenilerle etraftaki Türkler dostça bir yaşantı sürdürüyorlar, aralarında herhangi bir sorun çıkmıyordu. Ticari yönden biri birlerine gereksinimleri de vardı.

Orta Asya’dan göçün yoğun olduğu 12.Y.Y. ve sonrasında anayurtlarından kopup gelen kalabalık (on bin, on beş bin çadırlık) Türk toplulukları Selçuklu sultanlarınca ufak gruplara ayrılıp uç denen sınır boylarına yerleştiriliyorlardı . O nedenledir ki şimdi Anadolu’da yirmi iki yerde Mut ve Mut adından türetilmiş yerleşim yeri adları vardır. Ayrıca İran’da ve Orta Asya’da da var.

Bölgedeki Türklerin gün gün artmasından rahatsızlık duyan kalelerdeki Ermeniler, geçimsizliğe başlayıp etraflarındaki Türk topluluklarına saldırmağa başlarlar. Ermenek ve Mut yöresinde yaşayan Türkler 1227 yılında gün geçtikçe şiddetini arttıran Ermeni baskısına dayanamayıp Konya’da bulunan Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubat’a şikâyetçiler gönderirler .

O sıralarda (12.Y.Y. başları) Anadolu’ya yeni gelmiş olan Karamanlılar Nureddin Bey ( sonradan Nur Sofu) idaresinde ilk defa yazlık olarak Ereğli’yi, sonra da kışlak olarak Sıvas’ı alıp yerleşmişlerdi . Karamanlı beyi Nureddin Bey, Selçuklu sultanının emirlerinden çıkmıyor ona bağlılıkta kusur etmiyordu.

Uçlardan şikâyet gelmesi üzerine Sultan Alaeddin Keykubat Nureddin Bey’e bir mektup yazıp halkın şikâyetlerini, oralarda olan kaleleri almasını, alabildiği kaleleri kendisine vereceğini bildirir. Sultandan bu emri alan Nureddin Bey, asker çekip Ermenek yakınında Kamış yaylasına konar. (bir kayda göre; Varsak kazasına) 1227

O yıl Ermenek kalesini alan Nureddin Bey ertesi yıl Mut üzerine yürüdü. Kale dışında oturan Mutlularla birleşip kaleyi kuşattılar. (Şikâri’ye göre) kırk gün çarpışarak kaleyi aldılar. Kalede oturan Ermenilerin Kızkalesi’ne kaçmaları ile boşalan kaleye kale dışında oturan Mutluların yerleşmesiyle kale; "Mut kalesi" adını aldı . 1228

12. yy.. ikinci yarısında Anadolu’ya gelen Mutlulardan bu semte düşenler şimdi “Mut öreni” dediğimiz yeri kışlak olarak almışlar ve ilk defa”Mut” adı o semte verilmiş. Mutluların orada 50-60 yıl kadar oturdukları anlaşılıyor. Şimdi “Dağ cami” dediğimiz Orta Asya mimarisi tipinde küçük bir cami de yapmışlar. Zamanla Mutluların kale içine yerleşmeleriyle, haliyle harap olan yurtlarına “Mut öreni”, yalnız kalan camilerine de “Dağ cami” adı verilmiş. Günümüzde de bu adlarla anılıyorlar.

Mut kalesinden sonra Gülnar ve Mara kalelerini de alan Nureddin Bey kalelerin anahtarlarını Konya’da bulunan sultana gönderdi. “Sultan şad olup cümle fetholunan diyarı Nureddin Bey’e bağışlayıp hilat,kılıç, tabl ve alem gönderdi”.

Nureddin Bey buraları alıp düzeni sağladıktan sonra yerine oğlu Karaman’ı bırakıp Sıvas’ta kalan kabilesinin yanına gitti. Orada Şeyh İlyas (veya Baba İlyas) namında bir ulu şeyhle tanışıp ona mürit oldu. Yedi yıl mağaralarda (inzivada) yaşadı, sofi oldu. Bundan sonra “Nur Sofu”diye anılmaya başladı. Bütün yazışmalarda ve konuşmalarda hep bu adla anılır oldu. Nur Sofu’nun türbesi Mut’un Değirmenlik yaylasındadır. Nur Sofu adına düzenlenmiş vakfiyeler ve vakıf yazıları vardır. 

Not : Bu bilgiler aşağıdaki Internet adresinden alınmıştır.  Bu çalışmayı yapanlara sonsuz şükranlarımı sunarım.

“http://tr.wikipedia.org/wiki/Karamano%C4%9Fullar%C4%B1_Beyli%C4%9Fi”

0
0
0
Yorum Yaz