saffetozturk
25 Takipçi | 1 Takip
24 08 2012

Nevruz ÖZCAN'dan Şiirler

Nevruz ÖZCAN:23 Mart 1979 Yılında Mersin ili Mut İlçesine bağlı Köprübaşı köyünde dogdu. Köprübaşı İlköğretim Okulundan mezun oldu. Sınavlara katılarak Ortaokul mezunu oldu. 2004 yılında yapılan Açık İlköğretim Okulu ve Açık Lise Şiir, Öykü ve Resim Yarışmasında "Aydınlık Dünya" adlı şiiri ile katılarak birinci oldu. Halen Köprübaşı köyünde hayatını devam ettirmektedir.

AĞLA

Ağla!

Karamsarlığa kapıldığında.

Ağla!

Acılardan yorulduğunda.

Dertlerini,

Taşıyamaz hale geldiğinde yüreğin;

Durma, ağla!

Kapkara bulutlar da,

Ağlayarak beyazlaşmıyor mu zaten?

Sonra bir parça güneş,

Ve ardından

Gökkuşağı… 28.10.2004

TRANSPARAN

Kalbini gizlemeye uğraşma.

Apaçık ortada her şey!

Bir perde örtmen bile faydasız.

Boşuna yalan da söyleme!

Nasıl olsa inanmayacağım,

Günaha bari girme!

Ele veriyor seni,

Transparan gözlerin… 27.08.2004

EL FENERİ

Gökte yıldızlar var.

Bir yandan sokak lambaları,

Bir yandan ışıklar yanar.

Her tarafta ışık var,

Görmek isteyene!

Karanlık değildir geceler,

Aydınlıktır!

Tüm bunlar olmadığında…

Elektrikler kesilip,

Kış bastırınca

Havayı bulutlar kaplayıp,

Güneş bizi terk ettiğinde…

Kalbim el fenerim,

Yol gösterenim.

Hiç bitmez pili fenerimin.

Yeniler kendini durmadan.

Bazen, gökten yıldızlar düşürür

Çimlerin üzerine.

Bazen, bir sinek ilacı kokusuyla,

Öldürür içindeki sinekleri.

Bazen bir akarsuyun içindeki,

Bir damlaya takılır gözleri.

Akıp giden suyun içindeki,

En güzel damladır.

Çoktan almıştır onu kendine.

Enerji diye,

Güç diye…

Gece yoktur benim dünyamda.

Kalbim atar durmadan.

El fenerim hep yanar,

Ben hep gündüzü yaşarım…

27.07.2003

YUNUSÇA

Yüreğim bir okyanus…

İçimde bütün tatlılığıyla,

Hareketliliğiyle,

Her zaman gülümseyen yüzüyle

Ve o tatlı ağzıyla…

Yüreğimin bir köşesinden bir köşesine,

Dolaşıp duruyor yunus…

Damarımda kan,

Yüreğimde can,

İçimde heyecan;

Neşem, sevincim,

Hareketliliğim, mutluluğum,

Güler yüzüm,

Her şeyimsin!

Seninle,

Senin gibi yaşıyorum…

Mutlu, neşeli.

Hareketli,

Güler yüzlü, cıvıl cıvıl…

Yunusça! 05.09.2003

SENİ SEVMEK

Seni sevmek…

Yorgun bir günün akşamı,

Deliksiz bir uykunun

Şafak vaktinde,

Bir korna sesiyle uyanıp,

Yapacağın bir işin olmadığını hatırlayıp,

Tekrar uykuya dalmak gibi bir şey.

Seni sevmek…

Çok aradığın halde,

Bir türlü bulamadığın

Herhangi bir şeyi,

Hiç beklemediğin bir anda,

Beklemediğin bir yerde;

Gözlerinin önünde, ellerinde,

Sana gülümsüyor olması gibidir.

Seni sevmek…

Hayatının her dakikasında,

Her seferinde daha değişik,

Her seferinde daha ilginç.

Her seferinde,

İnsanı daha çok mutlu edecek,

Bir sürprizle karşılaşmasıdır.

Seni sevmek…

Kitaplar kadar dost,

Serin sulara dalmak kadar heyecanlı,

Ay ışığı kadar huzurlu,

İçten gelen kahkahalar kadar coşkuludur.

Seni sevmek…

Ölümün içimde ölmesi,

Oraya gömülmesi.

Yerine yaşam sevincinin yeşermesi,

Gücün doğması,

Mutluluğun filizlenmesidir.

Güç aldığım ölüm kadar içimdesin.

Seni seviyorum… 24 Eylül 2004

KÖTÜLERE

Bana bir bakın!

Ne görüyorsunuz?

Bir tutam siyah saç,

Kahverengi gözler,

Hep gülümseyen,

Hep iyi şeyler söyleyen dudaklar,

Hep iyi şeyler yazan eller mi?

Kusura bakmayın ama

Bu sefer yanıldınız…

Siyah saçlar diye bildiğiniz,

Kara bulutlardır şimdi.

Başınızın üstünde dolanan

Yüreğinizin rengi sinmiş saçlarıma…

Gözlerime bakmayın sakın!

Yıldırım çarpar, karışmam.

Gök gürültülü olacak her bir sözüm.

İncinir, kırılırsınız;

Benden söylemesi.

Bu havayı siz bozdunuz!

Birazdan dolu yağacak.

Kaçacak delik arayacak,

Bulamayacaksınız!

Doludan insan ölmez.

Siz insan değilsiniz,

Öleceksiniz!

Ve toprak gözlerimde,

Çürüyeceksiniz!

Yazdıklarımıysa

İşte okudunuz!

10 Ekim 2004

SEVGİ

Sevgi,

Yarın başında ağaç iken,

Suya hasret, suya sevdalı.

Sevgiye susamışken susuz kalıp,

Yanı başındaki çağlayanın,

Senden çok uzaklara gittiğini

Bile bile,

Göre göre…

Çok susamış olduğun halde,

Onun,

Kendi yoluna gitmesine

Katlanabilmektir.

Çünkü sevgi,

Fedakârlıktır… 10 Ekim 2004

KAPTANIN YERİ

Gemilerin, halatların.

İskelelerin, martıların gölgelerinin,

Dalgalarla dansını izlerken;

Bir bardak demli çay…

Ne kadar içmesem de,

Çok hoş duruyor.

Gördüğüm her gemide, her kayıkta.

Milletimin coşkulu yüreğini yansıtıyor

Bayrağımın dalgalanması.

Denizle yarışıyor zannedersiniz…

Yer mavi, gök mavi.

Hoş müzik eşliğinde,

Garsonlar koşuşturuyor oraya buraya.

Bir yüzer lokanta olan,

Kaptanın Yeri’nde…

Onlar müzikten de hoş!

Ve Teoman’ın “Mavi Mavi” adlı şarkısı aklımda…

Şiir yazacak yeri bulmuşum.

Kaptanın Yeri!

Yeğenimle birlikte dolaşıyoruz

Akdeniz sahillerinde.

Yeğenim, tatlı çocuk.

Ellerinde hep huzur taşır…

Hiç sevmediğim deniz kokusuyla da

Gayet iyi anlaşıyoruz.

Öyle güzel bir yer ki burası,

Deniz kokusu bile,

Doğrusu bir hoş geliyor insana…
16 Eylül2004

ŞAİR BEN MİYİM?

Gözlerimden, öyle bir giriyorsun ki!

Öyle bir dolaşıyorsun ki benliğimde!

Kalbimden damarlarıma,

Kanımdan hücrelerime;

Beynimden,

Yüreğimin en ücra köşelerine kadar

Ulaşmadığın yer kalmıyor.

Sonra o fethettiğin ülkelerin,

Her birinden bir şeyler alıyorsun.

Şekilden şekle girip,

Dilimden dudağımdan;

Elimden kalemimden…

Öyle bir dökülüyorsun ki kâğıda,

Herkes, beni şair zannediyor.

Oysa ben,

Sadece bir yolum.

Senin yolun! 16 Mayıs 2004

AY TUTULMASI

Hani güneş tam tepemizdedir,

Tüm sıcaklığı ve parlaklığıyla

Bizi ısıtır,

Tüm ışığını bize verir ya?

Hani birden ay gelip,

Güneşle bizim aramıza girip,

Bize gündüz vakti geceyi yaşatır ya?

İşte öyle bir şeydi.

Okula gelip de,

Seni görememek… 22.09.2003

YOLCULUK

Dur ey kalbim!

İnecek var.

Son durak gelmeden insin.

Benim daha çok yolum var...

Sırası gelen insin,

Yeni yolcular binsin.

Ne kadar yol kaldı bilinmez.

Maksat,

Yolculuk güzel geçsin… 27 Ekim 2004

HAYVANAT BAHÇESİ

Evlilik,

Bir hayvanat bahçesiyse eğer;

Tatlı dilde arı olmak isterdim…

Sadakatte köpek,

Bağımsızlıkta kuş,

Güler yüzde yunus,

Ekonomide karınca,

Birlik beraberlikte koyun…

Cinsellikte ise,

Yılan olmak isterdim. 17 Şubat 2004

BEŞİNCİ ZAMAN

Birinci zaman dilimidir şafak vakti.

Hayatının yanlışlarından arınmaya,

İyiye ve doğruya yönelişi insanın…

İkinci zaman dilimi,

Gündüz vakti…

Olgunlaşıp düşüncede ve duyguda,

Eşsiz bir hayat yaşayan,

Yaşatan insandır çevresini de…

Üçüncü zaman dilimi alacakaranlık…

Yaptığı şeyin,

Kötü sonuçlar doğuracağını bile bile,

İyinin ne olduğunu görürken,

Kötüden dönemeyen.

Güçsüz, iradesiz insandır

Alacakaranlıkta yaşayan…

Dördüncü dilim gece vakti…

Cahilliğin zirvesinde,

Ne yaptığını,

Ne de sonucunu bilmez,

Düşünmez…

Sürekli daha kötüye gider.

O insandır ki,

Cumhuriyet öncesi kokar…

Beşinci zaman diliminde yaşar

Düşünürler;

Zıtlıktan yararlı bir şeyler çıkaran,

Anlam, zekâ fışkıran beyinler!

Zaman,

Zıtlıktan faydalanma zamanı…

“Karanlığa küfredeceğine,

Bir mum yak.”

Demiş bir düşünür.

İşte bu söz,

Söz ettiğim beşinci zamanı anlatır… 28 Ekim 2004

KÖPRÜBAŞI

Yıllar nasıl da geçiyor böyle.

Su gibi…

Bir damla su,

İki kez geçmiyor köprünün altından.

Ve bir tek köprü,

Milyarlarca damlaya yol veriyor.

Ayrıca,

O bir damla su,

Nice köprüler görüp,

Ne köprü altlarından geçiyor.

Bazen üstünden,

Bazen de kenarından.

Köprübaşı’ndan… 24 Ağustos 2004

ÇINARALTI

İşte buradayım!

Bekle dediğin yerde.

Dev çınar ağacının dibinde

Başımda esense,

Esmesini istediğin serin rüzgâr.

Gözlerimde yaş,

Gönlümde sevgin.

Şiirle aydınlatılmış bir gün…

Yollarını gözlüyoruz.

Kalbim, gözüm:

Sonsuz sevgilerim,

Ve doğmaya hazır,

Bir şiirle birlikte… 27 Ağustos 2004

SARHOŞ

Yine başım dönüyor,

Elimde kalem.

Ruhunda tasvir edilmemiş duygular.

Bedenimde sebepsiz uyuşmalar…

Şu anda, bir örgünün her ilmeğindeyim…

Hangi ilmekte başım?

Hangi ilmekte ellerim;

Ayaklarım, gövdem,

Bilmiyorum…

Kaybolmuşum ilmeklerin içinde.

Elimde kalem, başım dönüyor…

Şimdi hangi nesneye,

Hangi doğa olayına versem,

Duygularımı anlatma görevini?

Ben, üzerine tuz atılmış bir sülük misali,

Gittikçe eriyor, kayboluyorum

Nesnelerin duygularında.

Yaşlı bir masanın,

Romatizmalı bacağında.

Elimde kalem, başım dönüyor.

Hayal dünyası sarmalamış beni.

Dizeler bırakmıyor yakamı…

İşte ben de,

İçmeyen ayyaşlardanım şimdi. 13 Ekim 2004

YETER Kİ İSTE

Mutlu olmak istiyorsan,

Aşktan sevgiden anlamalısın.

Aşktan, sevgiden anlamak istiyorsan,

Beni anlamalısın.

Beni anlamak istiyorsan,

Gözlerime bakmalısın.

Gözlerime bakmak istiyorsan,

İstemen yeterli.

Beni her an karşında bulacaksın! 25 Mayıs 2003

 

201
0
0
Yorum Yaz