saffetozturk
25 Takipçi | 1 Takip
27 08 2012

Ahmet TEKİN'den Şiirler

Ahmet TEKİN; Mersin'in Mut İlçesine bağlı Yapıntı Köyü'nden olan Şair; 1958 Yılında Babasının Memuriyeti Dolayısıyla Bulunduğu Kayseri'de Doğdu. Kendisi de Emekli Memur Olan Şair, Halen Ankara'da İkamet Etmektedir. Evli ve İki Çocuk Babasıdır. Dağ; Dağlara Seslendi DAĞ! Dağlara seslendi Dağlar Bu sesle irkildi Ve DAĞ’IN sesini Dağlar dinledi DAĞ’IN etrafında Sabahın Essalatında DAĞ! Dağlara haykırarak! Dedi ki “ Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir. İleri! “ Gün doğdu Ve Sabahın Sabahların Essalatında Dağlar DAĞ’IN sesini Pek duyamaz oldu Dağlar Birbirlerine seslendi “ DAĞ’I “ sordu Dağların sesleri Dağlarda yankılandı Dağlar üzgün Fakat! Dağlar Dimdik ayakta Sesleri Yıllardır Yankılanıyor Hala da Yankılanmakta “ DAĞ! Bir DAĞ daha ol Doğ Dağlarımıza Ses ver sesimize!” Diye Ve Bir Gün Bir Sabahın Essalatında .. ******************************************************* Canım Benim; tek aşkımdın , Ömrümdün , Ömrümün gücüydün .. Aylar, yıllar, mevsimler ; Seninle bir başka güzeldi . Bir günlük sensizlik bile.. Bir ömre bedeldi. Canımdın, cananımdın; " Ömrümüz, aşkımız, Hiç bitmesin " derdin. Demek ! ! Demek ! ! yalan söyledin .. Ansızın ; beni bir başıma bırakıp, Sessizce.. Sessizce; terk edip gittin.. Yıllardır.. Yıllardır; içimdeki hasretin, Dert olmuş bana sevgilim. Canım, cananım. Götürmeyin ! ! dedim; Götürmeyin beni cerraha , Cerrahpaşa'ya .. Bedenimi ; zaten sarmış, bitirmiş .. " Habis ur " dedikleri ; sevgin. Dert benimdir ; bend... Devamı

24 08 2012

Nevruz ÖZCAN'dan Şiirler

Nevruz ÖZCAN:23 Mart 1979 Yılında Mersin ili Mut İlçesine bağlı Köprübaşı köyünde dogdu. Köprübaşı İlköğretim Okulundan mezun oldu. Sınavlara katılarak Ortaokul mezunu oldu. 2004 yılında yapılan Açık İlköğretim Okulu ve Açık Lise Şiir, Öykü ve Resim Yarışmasında "Aydınlık Dünya" adlı şiiri ile katılarak birinci oldu. Halen Köprübaşı köyünde hayatını devam ettirmektedir. AĞLA Ağla! Karamsarlığa kapıldığında. Ağla! Acılardan yorulduğunda. Dertlerini, Taşıyamaz hale geldiğinde yüreğin; Durma, ağla! Kapkara bulutlar da, Ağlayarak beyazlaşmıyor mu zaten? Sonra bir parça güneş, Ve ardından Gökkuşağı… 28.10.2004 TRANSPARAN Kalbini gizlemeye uğraşma. Apaçık ortada her şey! Bir perde örtmen bile faydasız. Boşuna yalan da söyleme! Nasıl olsa inanmayacağım, Günaha bari girme! Ele veriyor seni, Transparan gözlerin… 27.08.2004 EL FENERİ Gökte yıldızlar var. Bir yandan sokak lambaları, Bir yandan ışıklar yanar. Her tarafta ışık var, Görmek isteyene! Karanlık değildir geceler, Aydınlıktır! Tüm bunlar olmadığında… Elektrikler kesilip, Kış bastırınca Havayı bulutlar kaplayıp, Güneş bizi terk ettiğinde… Kalbim el fenerim, Yol gösterenim. Hiç bitmez pili fenerimin. Yeniler kendini durmadan. Bazen, gökten yıldızlar düşürür Çimlerin üzerine. Bazen, bir sinek ilacı kokusuyla, Öldürür içindeki sinekleri. Bazen bir akarsuyun içindeki, Bir damlaya takılır gözleri. Akıp giden suyun içindeki, En güzel damladır. Çoktan almıştır onu kendine. Enerji diye, Güç diye… Gece yokt... Devamı

05 08 2011

Köroğlu'ndan Şiirler

BAĞDAT'A SEFER EDENLER Bağdat'a sefer edenler Hoylu'm nic'oldu gelmedi Turna teline gidenler Hoylu'm nic'oldu gelmedi Bağdat'a sefer eyledim Hoylu'm da kaldı gelmedi Acem ile ceng eyledim Hoylu'm da kaldı gelmedi Düğünü bozup gidenler Badeyi süzüp gidenler Acem ile ceng edenler Hoylu'm nic'oldu gelmedi N'olsam koç Köğoğlu n'olsam Hoylu'yu düşümde görsem N'olaydı da ben de ölsem Hoylu'm da kaldı gelmedi BENDEN SELAM OLSUN BOLU BEYİ'NE Benden selam olsun Bolu Beyi'ne Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır Ok gıcırtısından kalkan sesinden Dağlar seda verip seslenmelidir Düşman geldi bölük bölük dizildi Alnımıza kara yazı yazıldı Tüfenk icad oldu mertlik bozuldu Eğri kılıç kında paslanmalıdır Köroğlu düşer mi hele şanından Çogunu ayırır er meydanından Kırat köpüğünden düşman kanından Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır HAN OĞLUM AYVAZ Dinle sözlerimi han oğlum Ayvaz Yükletin kervanı dengine bakın Erlik meydanına girdiğin zaman Kuşanın kılıcı gencine bakın Düşmanın üstüne eyledim akın Dönüşüm yok zamanım yakın Fakir fukarayı incitmen sakın Mal yemez tamahkâr zengine bakın Köroğlu her zaman kurdu meydanı Ben bilirim yahşi ile yamanı Aman dileyenden kesmen âmânı Dertli olanların derdine bakın KARLI DAĞLARIN ARDINDAN Karlı dağların ardından Yel olup estiğin var mı Tek başına bu çöllerde Ordular bastığın var mı Kargıyı ucundan salla Düşman deme eyvallah Her taraftan üç beş kelle Terkiden astığın var mı Köroğlu söyle şanından Kuş uçurmaz divanından Avuçla düşman kanından Doldurup içtiğin var... Devamı

05 07 2011

Nazım Hikmet'ten Seçme Aşk Şiirleri

KARIMA MEKTUP  Bir tanem! Son mektubunda: “Başım sızlıyor, yüreğim sersem!” diyorsun. “Seni asarlarsa, seni kaybedersem;” diyorsun; “yaşıyamam!”Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı. Ölüm, bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat emin ol ki sevgili; zavallı bir çingenenin kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar Nâzım’a! Ben, alaca karanlığında son sabahımın dostlarımı ve seni göreceğim, ve yalnız yarı kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim.. Karım benim! İyi yürekli, altın renkli, gözleri baldan tatlı arım benim; ne diye yazdım sana istendiğini idamımın, daha dava ilk adımında ve bir şalgam gibi koparmıyorlar kellesini adamın. Haydi bunlara boş ver. Bunlar uzak bir ihtimal. Paran varsa eğer, bana fanile bir don al, tuttu bacağımın siyatik ağrısı Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı…              MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ  O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Kadının hayali minnacık bir evdi, bahçesinde ebruliii hanımeli açan bir ev. Bir dev gibi seviyordu dev. Ve elleri öyle büyük işler için hazırlanmıştı ki devin, yapamazdı yapısını, çalamazdı kapısını bahçesinde ebruliiii hanımeli açan evin.. O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. M... Devamı

26 06 2009

Ömer HAYYAM'dan Seçme Şiirler

AŞK Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben Perde ardında sen ben dedikodusu var amma... Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben Ey dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun Dünya esen yel üstüne kuruldu.. Varlığımız iki yokluk arasındadır Çevrendekilerde hiçdir sen de bir hiçsin Medresede söz vardır tekkede de hal Fakat bu aşk sözden de dışarıdır halden de İster şeriat müftüsü ol ister şehir vaizi Aşk mahkemesine gelindi mi dilsiz kesilir Bugün zevk etmek elindeyken zevkine bak Yarını düşünmen beyhude bir heves Bir çok kişiden arda kalanlar Sana da kalmayacak sen de göçüp gideceksin... BİZİM OLSUN Yeryüzü padişahların, kralların olsun. Cehennem kötü insanın olsun, cennet iyi insanın.. Tanrıya toz kondurmamak meleğin işi olsun, Temizlik, cennet kapıcısının işi.. Kim, ne olursa olsun, Sevgili bizim olsun tek, Canı, canımız olsun.. DAL GONCAYI BİR SABAH Dal goncayı bir sabah açılmış buldu, Gül melteme bir masal deyip savruldu Dünyada vefasızlığa bak; on günde Bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu. Sen acırken bana, hiç bir günahımdan korkmam Benle oldukça; yokuş, engebe, yoldan korkmam Beni ak yüzle diriltirsin a Tanrım, bilirim; Defterim dolsa da suçlarla, siyahtan korkmam. NİCELERİ GELDİ Niceleri geldi neler istediler Sonunda dünyayı bırakıp gittiler Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenlerde hep senin gibiydiler Bu dünya kimseye kalmaz bilesin Er geç kuyusunu kazar herkesin Tut ki, Nuh kadar yaşadın zor bela Sonunda yok olacak sen değil misin? SEVGİYLE.. Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin cehennemin üst... Devamı

20 06 2007

Şiirlerim

Şövalye Ruhu Şövalye ruhu kaçıyor içime Köprü altı yaşamı yaşarken Köprü altı ruhu kaçıyor içime Şövalye gibi yaşarken Tutku Beyaz ortancanın hemen yanında çılgın rengiyle ateş çiçeği dokunduğunda ortancaya sevişmeye duruyor iki güvercin karşı evin saçağında Gittiler bir akıntının içindeyim ilk gün ışığa geldiğimden beri akıp gidiyor hayatım sanki bir su misali nerede yaşadığım o güzel günler hani acı ve mutluluğun izleri onlarda akıp gittiler geriye kalan tek şey bedenim oldu Hayat Bir kelebek ömrüymüş kadar kısa Umarsız yaşamalı insan bazen İşte ben buyum demeli Kendine tanıma fırsatı vermeli İnsanın kendini tanıması, Kelebeğin ömründe saklı. Hayat kelebeğin ömründe saklı, İnanın bir insan hayatını Kelebeğin ömrü kadar yaşar. Gerisi psikopatik sanrı. Sorun var Aşkın Sorunu var Sevdanın sorunu var Ekmeğin sorunu var İnsanların sorunu var Bütün bunlar sorunluysa Sorunumuz var Gitmeliyim şiirim geldi gitmeliyim kelepçeli elim ayağım prangalı yüreğim promete zor hepsi insan için kolay hepsi insan süreti için... Sevgim kor bi kuyuya taş atmaktı benim sevgim bahar geldi sonbahar geçti kış geri geldi kimse duymadı kor gibi kuyuydu benim sevgim Devrim Koyu karanlık gecelerde Sabahı beklemek Güneşi bulduğunda vazgeçmemektir DEVRİM   AŞK Ne kadar görmemek için gözlerini kapatsanda Ne kadar duymamak için kulaklarını tıkasanda Görürsün, duyarsın Kalbini durduramazsın Çünkü bunun adı AŞK Birisi Aşık Veysel kör Ben zindan ötesi... Devamı

05 06 2007

Bir Keklik Avcılığı Destanı

Sabahleyin Mut'tan kalktın yürüdün Kar'ın boğazını usul geç Yıldız Kelceköy, Gedikköy hayli yoruldun Çınarın dibinden bir su iç Yıldız İptida Barcın'dan duyuldu sesi Sesini duyanın coşar hevesi Her kuranda öter artar nefesi Koca kekliğin de namı var olsun Eşşekler meydanı Ardıçlı tapır Oranın kekliği ormanda yatır Eşeğin çiğnine embeli batır Kuruca köprüden çabuk geç Yıldız   Sesini duyanın coşar hevesi Her kuranda öter artar nefesi Koca kekliğin de namı var olsun Bundan sonra yolun yokuşa sardı Yalnızmezar derler bir makam vardı Köşk'ün yokuşu da epeyce yordu Soğuktur Köşk'te de bir su iç Yıldız Arayı arayı zor bulmuş idin Kekliğin kıymetin sen bilmiş idin İkibin liraya vermemiş idin Sebep olanlara dünya dar olsun Yolun çatallaştı hiç fala bakma Darısekisi'ne gidip yolu uzatma Usul çık Mavga'yı göktere batma Yıkılgan'a vardın bir yol seç Yıldız Koca keklik bu dağların şahıydı Cümle kuşlarında padişahıydı Ne oldu demeden ayağı kaydı Cennette melekler ona yar olsun Eski yola sapta git yavaş yavaş Menzil sona erdi Kozlar'a ulaş Avcılar bekliyor onlara yanaş Onlarla anlaşmak biraz güç Yıldız Kanimi geldi kalkıp bakmadın Kekliği istedi duyup takmadın İkibini saydı dönüp bakmadın Göz etti KANİMİ gözü kör olsun Kozlar'da bu gece misafirlik var Akşam mezesine tavşan, keklik var Bu meze rakıya pek güzel uyar Sulandır rakıyı öyle iç Yıldız Büyük bir hevesle çıktın Kozlar'a Kozlar'ın kekliği benzer kazlara Kısmet olup erişirsen yazlara Keklik avlar iken şansın gür olsun Gece oldu yalan faslı başladı Arkadaşlar birbirini taşladı Sıra sana geldi laf yavaşl... Devamı