saffetozturk
25 Takipçi | 1 Takip
14 08 2012

Bir Mut Türküsü ve Hikayesi

            Yöremizde yaşlıların sık sık çağırdığı bir Kayabaşı Havası vardır. Bu uzun havanın hikâyesini yaşlılar şöyle anlatmaktadır. Bir zamanlar Mut’un Gençali köyünde develeri, koyun ve keçi sürüleri çok olan zengin bir aşiret beyi ve bu beyin uzun saçlı, 12 belikli, fidan boylu, gök öncekli, al yanaklı ve al edikli güzel bir de kızı varmış. Bu bey yazın yaylaya göçer, kışın da sahile dönermiş. Başka bir obadan da yakışıklı karayağız bir delikanlı, bu güzel aşiret kızına aşık olmuş. Oğlanın gönderdiği dünürleri geri çeviren aşiret beyi, kızı oğlana vermeyip umudu kestirmiş. Aslında kız da oğlana vurgunmuş. Gönül ferman dinler mi? Oğlan yanmış, tutuşmuş kıza, sevmiş onu delicesine. Kızın mensup olduğu aşiret, alabahar yaylaya göçmüş, kız gider de oğlan kalır mı seyilde? O da almış sazını, düşmüş sevdiğinin peşine. Kızın geçtiği dağa, taşa, gölgelendiği ağaca, konduğu yurda, çıktığı yokuşa, gezdiği düze ve su içtiği pınara sormuş on iki belikli yavuklusunu. Bu iki aşık dünyada birbirine kavuştu mu, kavuşmadı mı bilemiyoruz. Ama onların ölümsüz aşkı, Mut’un Gençali köylülerinin dudaklarında hâlâ tazeliğini korumakta, yöremizin bu güzel türküsü, dillerde terennüm edilmektedir. İşte Türkümüz : Başına bağlamış bir incecik bürüncek Aklım hayran oldu ben o yari görüncek Yokuş başından geri aşağı dönüncek Günden yana perde yapmış zülfünü. Yine boranlandı dağların başı Akıttım gözümden kanılen yaşı Sana derim sana Kargıcak’ın Kız Taşı Nazlı yarim geçmedi mi buradan. Düz Ağaç dedikleri ... Devamı

17 06 2010

Festival ve Şenliklerimiz

   Mut Kayısı Festivali Düzenleyen: Mut Belediye Başkanlığı Tarihi: Her yıl Haziran ayının 1. haftası     Mut Işıklar Köyü Kültür ve Karakucak Güreş Şenliği Düzenleyen: Mut Işıklar Köyü Muhtarlığı Tarihi: Her yıl Temmuz ayının 3. haftası       Mut Ballı Köyü Bal Festivali Düzenleyen: Mut Ballı Köyü Muhtarlığı Tarihi: Her yıl Ağustos ayının 2. haftası   Mut Topluca Köyü İncir Şenlikleri Düzenleyen: Mut Topluca (Perante) Köyü Muhtarlığı Tarihi: Her yıl Ağustos ayının 2. haftası     Mut Güme Köyü Yayla Şenliği Düzenleyen: Mut Güme Köyü Muhtarlığı Tarihi: Her yıl Ağustos ayının 3. haftası     Mut Çömelek Köyü Elma-Üzüm ve Kültür Şenlikleri Düzenleyen: Mut Çömelek Köyü Muhtarlığı Tarihi: Her yıl Eylül ayının 1. haftası   Uluslararası Karacaoğlan Sempozyumu Kasım ayının 1. Haftasında Mut’ta düzenlenmektedir.   Ayrıca Mut’un Kozlar ve Sertavul yaylalarında her yıl Şenlik düzenlenerek “30 Ağustos Zafer Bayramı” kutlanmakta ve halktan büyük ilgi görmektedir.   ... Devamı

08 01 2010

Mut'ta Söylenen Deyimler ve Atasözleri

    Mut’ta Söylenen Deyimler   -Erim er olsun, yatağım çalı gibi olsun. -Bey buyurur cellât asar. -Herkesin gözü güzel ile görpede/ Seninki bir kilo arpada -Gırık dölü ( babası velisiz çocuk) -Avrat Ali (kadınlarla oturup kalkmayı ve mutfakta çalışmayı seven kişi) -Dalbacak (ince, uzun ve çıplak bacaklı) -Dulavrat çocuğu (vara yoğa karışan) -Fos göt (tembel, boş, umulduğu gibi olmayan) -İt ite buyurur it de döner kuyruğuna buyurur. -Ara dayağı yemek. -Çorba çöplemek -Kedi her zaman bal yemez. -Oğlan yedi oyuna gitti / çoban yedi goyuna gitti. -Götün götün gitmek. -Götü çıplak. -Götü yere yakın. -Cırtatanlık yapmak. -Ortalık sele götü oldu. -Osuruklu göte, çavdar ekmeği mahana. -Gök görmedik. -Eviş arasında seviş. -Mıdığı eğri -Yoyup yomsak. -Gılığı azgın. -Andız ayısı. -Farada düşmek. -Anamın gırığı samanlıkta. -Cin darıyı matkap ile deler. -Tetiri bozuk. -Kelek Kesen. -Ayağı cıvık. (oynak kadın) -Dili güllü. -Dibi dumanlı.(oynak kadın) -Fıldırı fışşık. (yolda sokakta çok dolaşan, ahlakı düşük kadın) -Gafadan gontak. (akıldan nokan) -Emin sekin. -El kadar yüze kazan kadar kara çalmak. -Gelin attı karga kaptı. -Yüzünde şeytan apalaşır. -Tingabak (vara yoğa alınan). -Ele karışmaz tavaya bulaşmaz. -Bulan getiriverir yiyen ötüverir. (İşe yaramayanlar için söylenir.) -Karnı dar. -Ele karışmaz / Tavaya bulaşmaz. -Kirli çıkı. -Sen bilirsin bir ikiyi / Ben bilirim onikiyi. -Çarık çaldırır / Diken faldırır. -Eftiği daralmak .(içi sıkılmak) -Yalayıp yulamak. (t... Devamı

07 05 2009

Mut Tarihi

           Mut’tun tarihi oldukça eski olup, kuruluşu Roma İmparatorluğu dönemine rastlamaktadır. İmparator Augustus Antonius’un M.Ö.39’da Dağlık Kilikya’da “Pax Romana” (Roma Barışı) tesis etmek amacıyla uyguladığı politika çerçevesinde oluşturulan ve emekli askerleri yerleştirmek için kurulan “koloni”lerden biri olan “Colonia lulia Augusta Felix Ninica”. Daha sonra imparator Claudios döneminde (M.S. 41-45) “şehir statüsü” kazanmış ve bu kişinin adına izafeten şehre “Claudiopolis” denilmiştir.          Bununla birlikte ilçe sınırları içinde kalan bazı alanlarda (Kilisetepe, Örentepe, Attepe, Cingantepe ve Çömelek Tepesi gibi) yapılan son arkeolojik kazılarda, bölgede insan yerleşiminin izlerinin Roma’dan daha eskilere, hatta Tarih Öncesi (Prehistorik) döneme kadar uzandığı anlaşılmıştır.          Mut ve çevresinin belirli bir dönem Hitit egemenliğinde kaldığına dair kuvvetli işaretler vardır. Hititlerden sonra bölge sırayla Asur, Babil ve Pers hâkimiyetine girmiştir. Helenistik ve Roma imparatorluğu dönemlerinden sonra buralar Bizans İmparatorluğu’nun eline geçmiştir.           İslami dönemde bölgeye ilk akınlar Emevi ve Abbasiler zamanında yapılmıştır; daha sonra Anadolu Selçuklu Devleti bir süre buraya hâkim olmuş ve bu devletin yıkılmasından sonra Mut ve Karaman merkez olmak üzere Karamanoğulları beyliği kurulmuştur.           II. Bayezid döneminde Gedik Ahmed Paşa’nın bölgeye yaptığı askeri sefer sonunda İçel’de Osmanlı hâkimiyeti t... Devamı

17 04 2008

Adet, Gelenek ve Görenekler

 Adetler 1. (1) Mut’ta Unutulan Adetlerimiz: Sakız Sakızın ne zaman çiğnenmeye başlandığı ve ne gibi evrelerden geçtiği hakkında bir bilgiye rastlamadım. Her kıtada bilindiğine göre insanlık kadar eski olsa gerek. Ansiklopedi ve sözlüklerde pek kısa olarak bahsedilir. Bu yazımda Mut’ta istihsal edilip çiğnenen sakızlardan söz edeceğim. Bu tabii, tabii olduğu kadar nefis olan sakızlar çiklet geldikten sonra maalesef unutulmaya terk edildi.  a. Damla Sakızı Buralarda “sakızlık” denen, sakız ağacının gövdesinden sızan özsu ilkin şeffaf bir sıvı iken hava ile temasından sonra katılaşmaya başlar. Kremsi bir renk alır. Çiğnenme kıvamına kadar katılaşan sakızlar çocuklar, kızlar ve kadınlar tarafından toplanır. Toplama işlemi her mevsimde yapılabilir. Zevkle çiğnenen damla sakızın kendine has güzel bir lezzeti ve kokusu olur. Çiğnendikçe katılaşan sakıza bir parça balmumu katılarak kıvamı ayarlanır.  b. Kanak Kanak, dağlarımızın bin metre kadar yüksekliklerinde yetişen bir bitkidir. Topraktan çıkar çıkmaz yapraklandığından gövde kısmı toprak içinde kalır. Yaprakları aynen tavşan kulağına benzer. İlkbaharda sarı çiçekler açar. Kanak bitkisi hemen her yerde olmadığı gibi tek başına da olmaz. O bir aile gibi 80-100 kadar kök bir arada biter ki buna “kanak ocağı” denir. Kanaktan sakız almağa da “kanak kesme” denir. Kanak kesme işlemi Temmuz-Ağustos aylarında yapılır. Bu işi de ekseriye çocuklar ve genç kızlar yapar. Kanak kesecek kişi herhangi bir kanak ocağına gelerek kanak köklerini 8-10 cm. kadar derinlikle açar. Keskin bir bıçak ile kanak gövdesinin üst kısmından keser, kesilen yerden derhal süte benzeyen bir sıvı çıkar; buna “kanadı” denir. Hava ile... Devamı

10 01 2008

Mut Yöresinde Söylenen Yakım ve Derlemelere Örnek

    Ölünün başucunda ve cenaze çıktıktan sonra ölü evinde kadınlar tarafından irticalen ve ezgiyle söylenen ağıtlara “Yakım” deniyor.     Denilebilir ki yakım, geçmişi en uzun bir şifahi halk edebiyatı ürünüdür. Çünkü ağıt ve destan söyleme geleneğinin, insanlığın var oluşu ile başladığını söylemek mümkün. Bu geçmişi belirleyecek belgelerin bulunmaması geleneğin geriye uzantısı kanaatini ortadan kaldırmaz.     “Yakım”ın özelliklerinden birisi, kadınlar tarafından üretilmiş olması. Bir başka özelliği ise, yapısı itibari ile “mani” ile benzerlikleri. Mani’lerin daha çok kadınlar tarafından söylendiği, kadınlar arasında yaygın geleneğe sahip olduğu düşünülürse, bu benzerlik her iki özellikle bütünleşiyor. Yakımlar da tıpkı manilerde olduğu gibi (aaba) şeklinde dizelenmiş, bağımsız dörtlüklerden ibarettir. Tıpkı maniler gibi irticalen söylenir.     Manide yaşama sevinci, yakımda ise ölüm acısı işlenir. Ölüm gerçeğiyle bağlantılı olduğu için yakımda duygu yoğunluğu yüksektir. Büyük bir ifade gücü sergilenir, bir dörtlükte ölümün bütün detaylarının, ölenin kimliğinin, geride kimleri ve ne gibi acılı tablolar bıraktığını yakalamak mümkündür. Ölüm olayının geride bıraktığı boşluğun büyüklüğüne, acının yaygınlığına göre yakımın günlerce, haftalarca ürediği görülür. Aşağıdan gelen Acem sucusu Yukarıdan gelen gelin bacısı Kınamayın a komşular Dayanılmaz derdimiş gardeş acısı ****** Altından daşlar batar Üstünde otlar biter İlan çayan vatan tutar Gittiğin yer... Devamı

28 02 2007

Mut'a Ermeni Saldırısı

                                         ERMENİ BASKINI Ermenek, Mut, Gülnar ve Mara kaleleri Karamanlılar elinde idi. Karaman Bey sultan İzzeddin Keykavus’un daveti üzerine Konya’ya giderken beyliğin başına Aydın, Hamit beyleri ve Devlet Şah’ı bırakmıştı. Silifke kalesi Ermenileri, Karaman Bey’in Konya’da, diğer beylerin de yaylada olmalarını fırsat bilerek Kızkalesi, Payas ve İskenderun’dan yardım getirdiler. Kıbrıs ve Antalya’dan da yardım istediler. Ermeni askerleri Fisandon komutasında Mut kalesine ani bir baskın yaptılar. Şikari’nin deyimiyle “Mut’u muhkem yağma edip nice Müslümanları helak edip vilayeti harap kıldılar. Hamit ve Aydın beylere ve Devlet şaha feryatçı erişip, Bulgar’ın dört bin yayak askeriyle Aydın bey yetişip cenge başladılar. Bulgar askeri cümle sapan atarlardı. Çok kâfir kırıp Silifke önüne değin kovdular” . Durumu Konya’da haber alan Karaman Bey Sultandan izin alıp derhal hareket etti. Silifke önünde askerlerine ulaştı. Silifke kalesinde bulunan Ermeniler Kızkalesi’nden yardım alarak kuvvetlenmişlerdi, derhal kaleden çıkıp muharebeye tutuşmuşlarsa da yenilerek Kızkalesi’ne kaçtılar. Onların peşini bırakmayan Karaman Bey Kızkalesi’ni kuşattı. O sırada Ermeniler’e Kıbrıs ve Antalya’dan kırk gemi ile yardım gelmişti. Sekiz gün cenk ettiler dokuzuncu gün kâfirler yenilgiyi kabul edip sulh istediler. Yüz bin flori altın para, bin top kumaş, Silifke kalesini de verdiler. Ayrıca yılda kırk bin flori vermeyi de kabul ettiler. Karaman Bey, Aydın Bey’i Silifke kalesi korumasına koyup kendisi Mut’a geldi. &nbs... Devamı

09 01 2007

Mut'un Coğrafyası

      İlçe doğu'dan Silifke, batı’dan Ermenek, güney’den Gülnar ve kuzey’den Karaman İli ile çevrilidir. Mut, ilin kuzey batısında Mersin’e 165km. Uzaklıkta iç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan Mersin-Konya karayolu üzerinde kurulmuştur. Mut'un yüzölçümü 2554 kilometrekaredir. Denizden yüksekliği 360m.dir. Denizden yüksekliği 200–2000 m. arasında değişen ilçe arazisinin batı kesimi Göksu ırmağının kolları olan akarsu ve dereler tarafından parçalanmıştır. Bu engebelerden başka ilçenin kuzeyinde Karaman sınırını meydana getiren orta Toroslar yükselir. Burada İç Anadolu’ya geçit veren ve denizden yüksekliği 1610m. olan Sartavul (Sertavul) geçidi vardır. İlçenin kuzeyindeki orta Toroslar'a bağlı dağlar engebelidir. Bu dağlık alan Hadim Göksuyu ve Ermenek Göksuyu ile yer yer derin vadiler şeklinde parçalanmıştır. Bu iki çay Mut yakınlarında Suçatı köyümüzde birleşerek Göksu nehrini oluştururlar. Şehir güneye doğru 700-800 m. kuzey ve batıya doğru 1500-2000 m. yükselen dağlar arasında bir çanak ortasına benzer. İlçenin nüfusu, 2000 genel nüfus sayımı sonuçlarına göre toplam 74.373'dür. Bu nüfusun 36.482'si ilçe merkezinde, 37.891'i köylerde yaşamaktadır.       Başlıca Yükseklikleri: Yerlikaya, Mahvaç (1390), Yaylacık, Kızıldağ (2260), Akoluk, Avlağıdağı (1889), Karga ve Adras, (1421) Kestel (1813 ), bunun güneyinde haritalarda Sivri dağ adıyla gösterilen daha çetin, engebeli Meleştiren dağı (1665), bunun doğusunda kuzeyi Karıcıklar beli ciheti geniş çam, katran ve köknar ormanlarıyla kaplı, güneyi daha ziyade ardıçlık olanı, üzerin... Devamı

02 03 2006

Mut Tarihi Kitabından

Cem Sultan İle Karamanoğlu Kasım BEY        Karaman vilayeti valisi olan şehzade Mustafa’nın 1474 yılında ölümü üzerine Fatih Sultan Mehmedin küçük oğlu Cem Sultan Karaman vilayeti valisi olarak Konya'ya gelmişti. 1481 yılında Fatih Sultan Mehmedin ölümü üzerine padişah olmak isteyen Cem Sultan Beyazıt ile Padişahlık kavgasına girişti Bu savaşlarda yenilen Cem Sultan İçel’e çekildi. Osmanlı Padişahı olup, İstanbul’da devlete ve orduya sahip olan ikinci Beyazıt, kardeşi Cem ile bir türlü anlaşmamışlar idi. Uzun Hasan beyin de ölmesiyle yerine Akkoyunlu Devletine bey olan Uzun Hasan Beyin oğlu, babasının siyasetinden ayrılmadı. Asker yardımı isteyen Karaman oğlu Kasım beye istediği yardımı verdi. Asker yardımını alan Kasım bey İçel’e gelip Cem Sultan ile buluştu Osmanlı padişahı 2.ci Beyazıt aleyhine beraberce çalışmaya başladılar. Bu Amaçla Konya’yı bile muhasara ettiler. 1482 tarihinde Gedik Ahmet paşa Karamanlılar üzerine gelerek Konya'yı muhasaradan kurtardı. Kasım bey de savaşa, İçel’e çekildi. Osmanlı ordusu da kışlamak için Karaman kalesine yerleşti. (1) Yardım aramak üzere Mısır’a giden Cem Sultan orada çok kalmayarak geri döndü. 14/Mayıs/1482 de Adana’ya dönünce Kasım beyi orada kendisini bekler buldu. Adana’da kaldıkları 4-5 gün içinde iyice anlaştılar, bu anlaşma kısaca” Eğer Cem Sultan Osmanlı padişahı olursa Kasım beye eski Karaman beyliği mülkünü verecekti 19/Mayıs/1482 (2) Cem Sultan ile Kasım Bey Adana’dan İçel’e dönüşlerinde Mut yaylalarından olup Mut'un Dağpazarı köyü doğusundaki İmren yaylasında 8 gün kalmışlardı. 1482 Haziran ayı içinde Kasım Beyle Cem Sultan Konya’ya taarruz ettiler. Padişah 2 c... Devamı