saffetozturk
25 Takipçi | 1 Takip
10 04 2011

Hüseyin Gezer Kimdir?

        1920 yılında Mersin, Mut ilçesinin Kıravga Köyü'nde doğdu.         İlkokulu Mut'ta, ortaokulu Silifke'de okuduktan sonra, Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu'nu bitirdi (1940). 1 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra, askerlik hizmetini tamamladı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in emriyle, mecburi hizmeti ertelenerek Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü'ne girmesi sağlandı (1944). Belling'in öğrencisi oldu ve 1948'de okulu bitirdi.         Burslu olarak Paris'e gitti ve burada Julian Akademisi'nde Prof. Gimond'un atölyesinde çalıştı. Yurda dönünce, Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü'ne asistan olarak girdi (1950). Modlaj öğretmenliği, atölye öğretmenliği, müdür yardımcılığı, müdürlük (daha sonra başkanlık), ayrıca 1969-1976 yılları arasında Resim ve Heykel Müzesi müdürlüğü yaptı. Okulla ilgili kanun uyarınca "profesör" unvanını aldı.         Başlıca eserleri şunlardır: Türbanlı Kadın, Çıplak Kadın, Çocuk ve Ana, Efe'nin Aşkı, Köprülü Mehmet Paşa büstü, Atlılar, Yahya Kemal Başı, Atatürk Başı büstü, Atlılar, Yahya Kemal Başı, Atatürk Başı (İstanbul Belediye Sarayı girişi). Geyve, Karabük, Akhisar, Balıkesir, Antalya, Polatlı, Atatürk anıtları, Mut Karacaoğlan Heykeli, Polis Şehitleri Anıtı (Ankara), 50. Yıl Atatürk büstleri (Yarışma 2 birincilik ödülü).         Her yıl Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersin Üniversitesi Heykel Bölümü ortaklaşa olarak Uluslarası Hüseyin Gezer Taş H... Devamı

11 04 2011

Dogan ATLAY'ın Biyografisi

Dogan ATLAY'ın Biyografisi |  görsel 1

     28 Nisan 1930 günü babamın öğretmen olarak bulunduğu Mutun Yapıntı köyünde doğmuşum. (Babamın günlüğünde öyle yazılı) 1934 yılına kadar orada oturduk. Babamın Mut ilkokuluna atanması ile Muta göçtük.      1936 yılında anamla babam ayrıldılar. 1937 yılında Mut ilkokulunda öğrenimime başladım. Yaşantımdan kaynaklanan çok zor şartlar altında 1943 yılında ilkokulu bitirebildim.        O yıl terzi yanına çırak olarak girdim. Bir yıl terzi çıraklığımdan sonra 1944 yılında Düziçi Köy Enstitüsüne öğrenci olarak girdim. Dördüncü sınıfa geçtiğimiz yıl, açılan bir sınavı kazanarak 1947 yılında Hasanoğlan Köy Enstitüsü sağlık koluna ayrıldım. 1949 yılında okulu bitirip köy sağlık memuru olarak Mutta göreve başladım.       28 yıl görevimi sürdürüp 1977 yılında emekli oldum. Emeklilikte amaçsız yaşamımı sürdürürken Halk eğitimi Merkezimizin çok değerli müdürü enerjik Hilmi Dulkadirle tanıştım. Zaten okumayı seven, tarihine ve kültürüne bağlı bir yaratılışa sahiptim. Memuriyetle gezdiğim yerlerde hobi olarak kültürel bazı saptamalarım olmuştu. Hilmi Bey bunları yazmamı sağladı, yazılarım yayımlandıkça daha iyi yazmaya çalışıyordum. Sonunda kültürel alanda aranılır bir kimse durumuna geldim.       Bazı panellere konuşmacı olarak, bazı ulusal ve uluslar arası sempozyumlara bildiri ile katıldım. Ayrıca radyo ve televizyonlarda, üniversitelerde değişik zamanlarda kültürel oturumlarımız olmuştur.       Şimdiye kadar hepsi kültürel olmak üzere üçyüze yüze yakın makalem ile Destanlarım... Devamı

09 05 2007

Mut Müftüsü Nadir Efendi(Mutluay)

        Soylu ve köklü bir ailenin bireyidir. Ötesini 1800’lü yıllara kadar tarihleyebildik. Daha birçok kişiler ve hikâyeleri varsa da somut belgelerle saptayamadık. Şimdilik elimizdeki belgeler Nadir Bey’in dördüncü atası Hacı Abidin paşadan başlıyor. 1804 Kıbrıs isyanını bastırmak için kardeşi Ahmet Paşa ile Kıbrıs’a giden kapıcı başı Hacı Abidin Bey (Zeynel Abidin diye de anılır) isyanın bastırılmasında, asilerin tenkilinde harekâtı idare ettiğini, asilerle yüz yüze çarpışıp başarı ile sonuçlandırdığını bildiren arşiv belgeleri vardır. Hacı Abidin Bey Antalya isyanını da bastırınca vezirliğe yükseltilip paşa (mareşal) olmuş, bazı vilayetlerde valilik yapmıştır. En son Bursa valisi iken orada ölmüş. Mezarı Sultan Mehmet camisi bahçesindeki mezarlıktadır. Soy ağacı şöyledir: 1-Hacı Abidin paşa 2-Hacı Ali Bey 3-Abdullah Bey 4-Ali Safi Bey 5-Nadir Mutluay Nadir Bey, Ali Safi Bey’in oğludur. 1879 yılında Mut’un Asbut köyünde doğmuş. 1895 yılında Mut rüşdiyesini parlak bir derece ile bitirdikten sonra medrese öğrenimi için zamanın kültür merkezi Konya’ya gider. Konya medreselerindeki müderrislerle birer birer görüşür, çoğunun bilgisinin kendisine yetmediğini görerek değerli İslam alimi Yalvaçlı Ömer Vehbi Efendinin medresesine girer. 1906 yılında tahsilini tamamlayıp icazetini (diplomasını) alır, Mut’a gelir. 1908 yılında Mut mahkeme azalığına, 1910 yılında da Mut müftülüğüne atanmakla 32 yıl bu görevi sürdürüp 1942 yılında emekli oldu. 4-5-1945 tarihinde ansızın kaybettik.   Büyük bir ikna ve hitabet yeteneğine sahip olan Nadir Bey Ulusal kurtuluş savaşımının başından sonuna kadar içinde bulunmu... Devamı

19 12 2006

Musa EROĞLU'nun Hayatı Yaşamı Biyografisi

          1946 yılında İçel’in Mut Kazası'nda doğmuşum. Ortaöğrenimimi Mut'ta tamamladım. Mut'ta eğitmenler çoktu, o zamanlar. 1953'lerde, 2500 nüfuslu bir ilçeydi, Mut. Bizim köy Maçkuru Köyü. 1870'lerde Malatya'dan Adana'ya gelenlerin, Cumhuriyet öncesi siyasal yapının verdiği bir görüntünün yansımaları olan uçbeyliklerin teşekkülüyle oluşmuş bir yerleşim vardı. Hatta bizimkiler sanki burada beylerin olması gibi bir durum varmışçasına, buralara "üçbeylik, üçbeyler" derlerdi. Bu yerleşim alanından bizim köye sekiz km. bir mesafe vardır. O zamanlar davar güderek aileme katkıda bulunuyordum. O tarihlerde cumartesi öğlene kadar okullar açıktı. Bir pazarımız vardı. Pazartesi günleri davar güdüyordum. iki gün çalıştığımda, on kuruş para alıyordum. Ortaokullarda hocalarımız yöresel unsurlara, folklora, oyunlara çok önem veriyorlardı. Ortaokuldayken bir müsamerede bana "Karacaoğlan"ı oynatmışlardı. Saz çalıyordum. Saz çalma babadan-dededen kalma gelenekti, aslında. Bunu öğrenmek adeta zorunluluktu. Esasında bizim köyün dışında, Mut'tun diğer köylerinde saz çalmak-türkü söylemek pek yoktu. Yörede "Karacaoğlan"la ilgili geleneği, şenliği sürdüren bir köydü, bizimkisi. Çevrede davul-zurna dışında müzikal pek bir renklilik yoktu. O yüzden bizim köy biraz da dışlanmıştı, çevre köylerce. O Karacaoğlan şenliğindeki rolüm, beni çok etkiledi ve böyle sürüp gitti. Sürekli çalışarak, kendimi geliştirerek sanatımı bugünlere getirdim. Bu sanat ve her sanat için bir ömür yetmez aslında. Bir altyapı zaruri,... Devamı

01 03 2006

Nur Sofu

                                    NUR SOFU; Karaman aşiretinin beyi (reisi) “Karamanoğulları” devletinin kurucusudur. Karamanlılar’ın, Oğuzlar’ın Avşar boyundan veya Salur boyundan  olduğu tartışmalıdır. Hangisinden olursa olsun illâ Oğuz Türklerindendir. Şikari Tarihinde aile şecereleri şöyle: 1-     Şirvan Han 2-     Kâl Han 3-     Alp Arslan 4-     İbrahim Han 5-     Sadeddin Bey 6-     Nureddin Bey   Kim olduğunu böylece anlattıktan sonra, şimdi de adı üzerinde kısa bir açıklama yapalım: Asıl adı yukarıda da görüldüğü gibi “Nureddin” dir. O zamanın saygın bir tarikatı olan “Babai” tarikatına girip Sufi olunca, Nureddin’in kısaltılmışı olan “Nur” ile “Sufi” sıfatı birleştirilip “Nur Sufi” veya “Nur Sofu” denmiş. Halk arasında “Nur Sofu” diye söylenir. Yazışmalarda; “Nureddin Sofi”, “Nuri Sofi”, “Nur Sofi”, “Nure Sofi” olarak geçer. Yalnız İ:Hakkı Konyalı Arapça’ya meylinden dolayı “Nurüh Sofi” demiştir. Eski yazışmalarda bunu görmüyorsak ta son zamanlarda bazı yazarlar (hiçbir dayanağı olmayan Nurüh adını Konyalı’ya uyarak yazmağa başlamışlardır.) Karamanlılar; Anadolu’ya on bin oba (çadır) olarak geldiklerinde başkanları Sadeddin Bey’di. (12:yy. sonları, 13.yy. başları) Yazları Sivas yöresine gelip, kışları da İran taraflarına giderek konar-göçer bir yaşantı sürdür&uu... Devamı