saffetozturk
25 Takipçi | 1 Takip
24 12 2009

Çağlayangedik Köyü

KÖYE ULAŞIM:      Mut'un güney-doğusunda ve ilçeye 29 km uzaklıkta kurulmuştur. İle uzaklığı ise 133 km.dir. Mut-Silifke istikametine giderken 28 km’den sonra sağa sapılan yoldan 1 km daha gidince köye ulaşılır. Yolu asfalttır. İlçeden Silifke istikametine giderken sırayla Palantepe, Köselerli, Karadiken, Kemenli, Kurtsuyu köyleri geçildikten sonra köye ulaşılır. Kışla köyünden de ulaşım sağlanmaktadır. Yalnız Kışla köyü ile arasındaki yol Stabilizedir. KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ:      Mut'un Cumhuriyet döneminde kurulan köylerinden biridir.1967 yılına kadar Kışla köyünün “Gedik” isimli mahallesi olan Çağlayangedik 1967 yılında yapılan halkoylaması sonrası ayrı bir muhtarlık olmuştur. Köy Mersin, Silifke ve Mut’a çok sayıda göç vermiştir. Genelde genç nüfus köy dışında yaşamaktadır. Kışla, Çortak, Haydar ve Hocalı köyleri ile komşudur. Köyün içme suyu vardır ve Kayabaşı köyünden gelmektedir. Sulama suyu ise yılanlı deresi denilen yerden çıkarak gelmektedir. Köyde, içme suyu, su deposu, köy konağı ve umumi WC’si bulunmaktadır.       İsmini nasıl Aldı? Köye Kışla tarafından gelirken iki tepe arasından geçilerek ulaşıldığından Kışla’nın “Gedik” mahallesi olarak eskiden beri kullanılan isminin önüne “Çağlayan” eklenerek “Çağlayangedik” olmuştur.  KÖYÜN COĞRAFYASI:      Mut'un güney-doğusunda bulunan köy tarım bakımından elverişli ve sulanabilir düz bir arazi üzerine kurulmuştur. Evlerin etrafları zeytin, incir, Nar ağaçları ve üzüm bağları ile çevrilidir. Uzaktan bakıldığın... Devamı

24 12 2009

Burunköy

  KÖYE ULAŞIM        Mut'un kuzeybatısında kurulmuştur. Mut-Karaman yolu üzerindedir. İlçeye merkezine uzaklığı 13 km. İle uzaklığı ise 173 km.dir. Burunköy-Karaman arası ise 61 km'dir. Köye; Mut'tan-Karaman yönünde giderken Ortaköy, Yapıntı köyleri geçildikten sonra ulaşılır. Köy zaten hemen anayol kenarında kurulmuştur. Yolun hem sağ tarafında hem de sol tarafında evler vardır. Yolun asfalt olduğunu söylemeye sanırım gerek yoktur. Yapıntı, Gençali, Dağpazarı ve Kavaközü köyleri ile sınır komşusudur. KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ           Kuruluş tarihi kesin bilinmemekle birlikte, Osmanlı Devleti'nin son dönemi ile Cumhuriyetin ilk yıllarına rastlamaktadır. Nitekim Mut Meclis-i Umumi azasının Osmanlı Hükümeti'ne 16 Ocak 1916 tarihinde sunduğu raporunda Burunköy için, "Bu mahalde Bahşiş, Sarıkeçili ve diğer aşiretler yaşamaktadır. Bunlar koyun yetiştirmekte ve bunların vergisinden başka vergi vermemektedirler. Çadır hayatı yaşamaktalar ve çoklarının nüfusta kayıtları bile yoktur" denilerek, "bunların nüfusa kayıtlarının yapılması, cezalarının affedilmesi, askerlik muamelelerinin yapılması ve bulundukları yere yerleştirilerek, burada ev yapmalarının sağlanması" önerilmektedir.     Yapıntı yayla yolu üzerinde bir burunda "Burunkuyu" adı verilen ufak bir su kaynağının bulunduğu yere 1920'li yılların sonunda Bahşiş aşiretinden bir grup gelip yerleşmiş, 1933 yılında muhtarlık statüsü kazanınca da "Burunköy" adını almıştır. İlk köy şimdiki yerleşim yerinin 1 km kadar yukarısında kurulmuştur. Fakat buradaki evler kayıp kullanılması tehlikeli hal alınca, şimdiki yerleşim yerine afet evleri yapılır ve köyün ye... Devamı

24 12 2009

Bozdoğan Köyü

KÖYE ULAŞIM Mut'un kuzey batısında ve Mut'ta 30 km uzaklıktadır. Özlü, Tekeli, Sakız ve Alaçam köyleri ile komşudur. Köye ulaşım Mut'tan itibaren Barabanlı, Fakırca, Hamam, Hacıilyaslı, Alaçam ve Özlü köyleri içerisinden geçilerek ulaşılır ve yolu asfalttır. Ayrıca Alaçam köyünden sonra Ören, Mezardüzü Çeşme ve Kandilli mevkilerinden geçen stabilize yolla da ulaşılabilinir. Eğer Ermenek ilçesi tarafından geliyorsanız, sırayla Çamlıca (Beci),Tekeli ve İlice köylerinden geçerek Bozdağan köyüne ulaşabilirsiniz. Köye sabah, öğlen ve akşam olmak üzere, günde üç defa dolmuş gidiş-geliş yapmaktadır. KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ         Kökeni Oğuzların İğdir boyundan olan Bozdoğan Aşiretinden gelen Yörüklerdir. Bozdoğan köyünün, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde kurulduğu tahmin edilmektedir. Zira Mut'un idari yapısı hakkında Osmanlı Hükümeti'ne sunulan 2 Aralık 1913 tarihli raporda, Sinanlı nahiyesine bağlı 34 haneli bir köy olduğu görülür. Bu tarihten önceki belgelerde köyün adına rastlanmamaktadır.  Köyde okul ve öğretmenevi, minareli bir cami, köy konağı, bir kahvehane, bir bakkal ve su deposu vardır. Köyde 2 öğretmen bulunmakta, bunlardan birisi anasınıfı öğretmenidir. 3. sınıftan sonraki öğrenciler taşımalı olarak Sakız köyüne gitmektedir. Okulda 29 öğrenci bulunup bunların 10 tanesi anasınıfı öğrencisidir. İçme suyu ise 300 metre yukarıdan gelmektedir, sulama suyu ise yoktur. Köy iki Göksu ırmağı arasında kurulmuş olmasına rağmen bundan yararlanamamaktadır. Sulama suyu olmadığı için, sulu tarım yapılamamaktadır.  Köyünde birincil sorun... Devamı

23 12 2009

Barabanlı Köyü

KÖYE ULAŞIM: Mut'un batısında ve Mut-Ermenek karayolu zerindedir. İlçe merkezine 2.km. ve İl merkezine 162 km. mesafededir. Mut ile iç içe bir köydür. Öyle ki Köy Okulu bile Mut Merkez okulları içerisinde yer almaktadır. KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ Köyün tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, çok eski bir yerleşim yeri olduğu söylenmektedir. Birkaç aile dışında, çevre köylerden gelerek yerleşmişlerdir. Ermenek, Hamam, Sakız ve Suçatı köylerinden gelerek yerleşen ailelerin sayısı oldukça fazladır. 1844 yılına ait Temettüt Defterinde 6 haneli bir köy olarak kayıtlı olduğuna göre, bu tarihten daha önce kurulduğu kesindir. Kökeni Hacıhüseyinli Aşireti'nin bir kolu olan Balabanlı Yörüğü’dür. Bir söylentiye göre;eskiden ilçenin yazlık evleri, bahçeleri bu köydeymiş. Bağlara barakalar yaparlarmış. Halk yazın beraber olur, kışın köyde sadece birkaç aile kalırmış. Yazın olan beraberlik, barabarlık olarak söylenirmiş. Bu söyleyiş şekli daha sonra Barabanlı'ya dönüşmüş. İlçeden gelen kişilerin çoğu köye yerleşmişler ve böylece Barabanlı Köyü oluşmuş. Başka bir söylentiye göre ise;köye ilk olarak Barabar oğulları gelmiş ve bu sebeple köyün ismi Barabanlı kalmıştır. Barabar Oğulları'nın nereden ve nasıl geldikleri konusunda bir bilgi mevcut değildir. Geliş sebepleri ise geldikleri yerlerin verimsiz olmasıdır. Köyde, ilköğretim okulu, futbol sahası, içme suyu, su deposu, köy konağı ve umumi WC mevcuttur. Yolu asfalttır. Ayrıca köyde Bakkal ve Kahvehane vardır. KÖYÜN COĞRAFYASI Köy Ovalık bir yerde kurulmuştur. Çevresi küçük tepelerle çevrelenmiştir. Gü... Devamı

08 12 2009

Mut'tan Seçme Fıkralar IV

 YÖRÜK Cumhuriyetin ilk yıllarında yörük ağasının biri hükümet erkanını yaylaya davet eder. Dillere destan mükemmel bir yemek verir. Misafirlerden biri ağaya kaç yaşında olduğunu sorar. Ağa.. 80'imi biraz geçiğim der. Başka biri dişlerinin ana dişi olup olmadığını sorar. Ağa dişlerinin tamamının ana dişleri olduğunu söyler. Diş lafı devam ederken Tapucu sorar: Ağam maşallah dişlerin pek sağlam, kendin de sağlıklısın ama sadece ön dişlerin yok bir kaza falan mı geçirdin?  Ağa, biraz mahçuplanarak der ki; beyim, söylemesi ayıp ben üç evliyim ön dişlerim bunun için ekenden dökülüverdi. Tapucu hemen atılır, yahu ağam üç kadınla evli olmayla dişlerin dökülmesinin ne alakası var? Ağa başını sallayarak, olmaz olur mu beyim, bizim garıların tuman uçkurları kestelden olur,  o da bazan kördüğüm olur gecenin altında dişimlen düğüm çözeceğim diye imanım gevrer. Şehirlilerinki gibi "goleylik" değil ki dokunmadan aşşağı eniversin.  Bu hikaye Yorukobası.com sitesinden alınmıştır.  ANAN KOCAMI GÖRDÜ Oğlan anasına sormuş: “- Ana kaç koca aldın?” “- Ali ile Veli, dörtte ondan evveli, Ramazan, Şaban, rahmetli baban… Anan er yüzü mü gördü a yavrum.       OKEY ATMA Rahmetli İhsan amcam (Sıhhiyeci İhsan ÖZTÜRK), yine rahmetli Şeref hoca (Şeref hoca deyince onun döneminde yaşayan herkes çok iyi bilir. Arkadaşları ona çok takılılar, o da sürekli küfreder ve herkes bu olaya çok gülerdi) ve arkadaşları okey oynarlar. Tabii ki bir birlerine rakiptirler. Oyunun sonu gelir, amcamın oyunu kazanabilmesi için okey atması gerekir. Taşlar dağıtılır, kırmızı 7 gösterge ... Devamı

23 10 2009

Ballı (Eleksi) Köyü

 KÖYE ULAŞIM  Mut’un kuzey-doğusundan, Silifke sınırına yakın yerde ve Dağpazarı’na 17 km. mesafededir. Mut-Karaman karayolunun 24. Km.sinden sağa ayrılan asfalt yolla ulaşım sağlanır. Yaz aylarında ise Kozlar yaylası içinden geçen yol daha fazla kullanılır. KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ Mut'un eski köylerindendir. Osmanlı Devleti zamanındaki adı "Aleksi" veya "Eleksi" olan köy, 1844 yılı Temettü Defterine göre 9 haneden oluşmaktadır. Mut'un idari yapısı hakkında Osmanlı Hükümetine sunulan 2 Aralık 1913 tarihli rapora göre ise, Dağpazarı nahiyesine bağlı 37 haneli bir köydür.   KÖYÜN COĞRAFYASI Mut'un kuzey-doğusunda ve Toros sıra dağlarının güney yamacında bir vadi içinde kuruludur. Köyün tas duvar ve çinko çatılı evleri, tabiatın çetin kıs koşullarından korunabilmek için birbirine sokulmuş koyunlar gibidir. Bitki örtüsü Toros sıra dağlarının yüksek rakımlı diğer bölgeye benzerlik gösterir. Köyün kurulduğu vadi, sulanabildiği için kavak ve elma ağaçlarıyla oldukça yeşil görünmesine rağmen; kuzey yamaçları seyrek ve cılız ardıç ağaçlarıyla kaplıdır. Yamaçların bitiminden itibaren ise Toros dağlarının step bitki örtüsüne sahip uzun sırtları başlamaktadır.   KÖYÜN NÜFUSU Ballı köyünün nüfusu 1913'te 37 hane ve 220 kişidir (104 kadın, 116 erkek). Cumhuriyet döneminde düzenli bir artış gösterdiği izlenen köy nüfusu, 1980 yılında en yüksek rakamı olan 788 kişiye ulaşmıştır. Bu tarihten itibaren düşüşe geçerek 2000 yılında 526 kişiye kadar gerilemiştir. 2007 yılında ise 435 kişiye düşmüştür. KÖYDE SOSYAL ve EKONOMİK HAYA... Devamı

16 10 2009

Mut'tan Resimler

Mut'ta Akşamüstü Atatürk Bulvarı Atatürk Bulvarı ÇınaraltıParkı Çıtlık Çıtlık Ağacı Doğancı Mahallesi Doğancı Mahallesi Doğancı Mahallesi Karaekşi Yolu (Eski) Karaekşi Yolu (Eski) Güllük Mahallesi-Kurtuluş Yolu Güllük Mahallesi Mut'ta Gün Batımı Karaekşi Hocantı Köyü Hocantı Köyü Hocantı Köyü Köprüsü Hocantı Köyündeki Göl Hocantı Köyündeki Göl Hocantı Köyündeki Göl Karşıyaka Mahallesi Mut Kalesinden Çekim Köşk Yaylası Kırkpınar Kırkpınar Kırkpınar Cuma Pazarı Söğütözü Yaylasından Sarıtaştan Balabanlı görünümü Topluca Köyünden Yatırtaş Mahallesindeki Park Göksu ve Oğlum Fikri                                                   &nb... Devamı

12 10 2009

Topluca (Perakende) Köyü

KÖYE ULAŞIM: Mut’un kuzeyinde ve ilçe merkezine 9 km mesafededir. Mut-Karaman karayolunun 3. Km’sinden sağa sapılan ve Esençay (Karabelalı), Yıldız (Masara) köyleri içinden geçen asfalt yolla ulaşım sağlanır. Bu 3 köy arasında 1 km’lik mesafe vardır. Ayrıca Karaekşi yolundan Hacınuhlu Köyü içerisinden geçen asfalt yolla da ulaşım sağlanır. Köylülerin en çok kullandıkları yolda bu yoldur.   KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ Eski adıyla Perakende olan köy Osmanlı Devleti zamanında kurulan köylerden birisidir. Nitekim 1844 yılına ait Temettü Defterinde 31 haneli bir köy olarak kayıtlıdır. Mut’un idari yapısı hakkında Osmanlı Hükümeti’ne sunulan 2 Aralık 1913 tarihli rapora göreyse, Mut Merkez kazaya bağlı 63 haneli bir köydür. Köy yerleşimi toplu bir şekildedir ve evler birbirlerine yakındır. Eski adı her ne kadar Perakende olsa da köy toplu haldedir ve yakın bir tarihte ismi Topluca olarak değiştirilmiştir. Her yıl Ağustos ayında İncir şenliği düzenlenmektedir. KÖYÜN COĞRAFYASI Mut’un kuzeyinde, Yıldız (Masara) köyü sınırından başlayarak Kozlar yaylası, Hacınuhlu köyü sınırı ve Yeşilyurt ( Sinabıç) köy sınırı arasında bulunan verimli topraklarının en düz arazisinde kurulmuştur.Köyü'nün kuzeyinde Elmacık Kapızı adı verilen bir kapız ve bu kapız ile köy arasında geniş bir düzlük vardır. (Elmacık kapızı görmeye değer bir güzelliktir, bu kapızdan borularla köye içme suyu da getirilmiştir.) Bu düzlük alanın kuzeyi Kestel Dağı, doğusu Kozlar Kapızı, batısı ise Kestel Kapızı tarafından çevrelenmiştir. Köyün Güneydeki dağ yamaçları ormanlık, kuzey kesimlerinde ise daha ziyade çalılıklarla kaplıdır. KÖY&U... Devamı

30 09 2009

Bağcagız Köyü

KÖYE ULAŞIM             Mut'un kuzey-doğusunda ve Mut Çömelek-Kırobası karayolunun 12.'si üzerinde bulunup, ilçe merkezinden Çınaraltı Parkının karşısından T.C. İş Bankası Mut Şubesi yanından geçen  karayoluyla ulaşım sağlanır. KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ Köy, II. Beyazıd döneminde "Bağcağızlar" adıyla mevcuttur. İl merkezine 175, ilçe merkezine 15 km uzaklıktadır. 1988 yılında kadastro çalışmaları tamamlanan köy 5419 dönümdür. Hane sayısı ise 50’dir. Geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdır. Köyde, içme suyu, su deposu, umumi WC bulunmaktadır. 10 km asfalt yolu vardır. Değerli Hemşerimiz araştırmacı-yazar Ensar KÖSE ise “Mutlu Köyler” adlı kitabında köyün tarihi hakkında; Bağcağız ilçenin en eski köylerinden biridir. Nitekim 1500 yılına ait Tapu Tahrir Defterinde "Bağcuğız" adıyla kayıtlı 16 haneli bir köy olduğu görülür. Buna göre köyün, Osmanlı Devleti'nin ilk yıllarında veya daha önceki bir tarih de; belki de Türkmen aşiretinin bölgeye ilk gelişleri sırasında kurulmuş olması muhtemeldir. Mut'un idari yapısı hakkında Osmanlı Hükümeti'ne sunulan 2 Aralık 1913 tarihli rapora göre Bağcağız, Mut merkez kazaya bağlı 81 haneli bir köydür. KÖYÜN COĞRAFYASI             Mut'un kuzey-doğusunda, Toros dağlarının güney yamacında kurulu olup; Mut-Çömelek-Kırobası karayolu köyün kuzeyinden teğet geçmektedir. Köy tek bir mahalleden olmasına rağmen, evler çok sık değildir. Köyü, kızılcam ağaçlarıyla çevrili bir alan üzerinde kuruludur. Hatta bu yönüyle bir orm... Devamı

23 09 2009

Aydınoğlu Köyü

KÖYE ULAŞIM: Mut'un batısında Mut-Ermenek karayoluna 5 km. mesafede olup: Karayolunun 15.km.'sinde bulunan Suçatı köyünden sağa ayrılan asfalt yolla ulaşım sağlanır. KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ Köyün kökeni Aydınoğlu ve Honamlı aşiretlerinden gelmektedir. Ayrıca köye ilk yerleşenin Aydın'dan gelen bir göçmen olduğu ve söz konusu göçmenden çoğalan nesilin bu köyü oluşturduğu, o nedenle Aydınoğlu adı verildiği anlatılmaktadır. Sakız Köyü'nün bir mahallesi iken 1970'lerde ayrılmış ve ayrı bir (Muhtarlık) köy olmuştur. Hane sayısı 130'dur. İl merkezine 220, ilçe merkezine 55 km uzaklıktadır. 1979 yılında kadastro işlemleri tamamlanan köyün 3598 dönüm alanı bulunmaktadır. Köylü yardımlaşmaya ve dayanışmaya çok önem vermektedir. Hatta kendi içlerinde almış oldukları bir kararla, av mevsiminde bile köy sınırları içerisinde avlanmayı yasaklamışlar, kararın takibini de kendileri üstlenerek, bu yasağı devam ettirmektedirler.  Değerli Hemşerimiz araştırmacı-yazar Ensar KÖSE ise “Mutlu Köyler” adlı kitabında köyün tarihi hakkında; Ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. 1970 yılına kadarki nüfus sayımlarında, ayrı bir köy olarak adına rastlanmayan Aydınoğlu, Sakız köyüne bağlı bir mahalle iken, 1970'ten önce köy statüsü kazanmıştır. Diye bahsetmektedir. KÖYÜN COĞRAFYASI Mut'un batısında, Suçatı ile Sakız köyleri arasında düz bir arazi üzerinde kuruludur. Köyün üzerinde bulunduğu bu düz arazi, Konya ovasının geniş ve engebesiz topraklarından alınan bir kesit ya da geniş bir hava alanı izlenimini verir. Zaten köye girişi sağlayan düz yol da güzel bir uçak pistinden farksızdır. Bitki &o... Devamı

17 09 2009

Aşağıköselerli Köyü

KÖYE ULAŞIM: Mut'un güneyinde ve Gülnar sınırına yakın bir bölgede. Özköy'le karşı karşıyadır. Mut-Silifke karayolunun 11.km.'sinden sağa ayrılan asfalt yolla ulaşım sağlanır. KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ Köyün ilk kurucuları (Ataları) 13. yüz yılın başlarında orta Asya’dan göç ederek İran üzerinden ( 500 aile olarak) Anadolu ya gelmişler. Göçebe hayatı yaşadıkları için uygun ortam bulabilmek amacıyla batıya doğru göç etmişler. Maraş’tan itibaren obalara bölünerek hayvan otlatmak için yazlık ve kışlık buldukları yerleri mesken tutmuşlar. Bir kısmı Çukurova ve Nurdağı’nı mesken tutmuş, tutunamayanlar batıya doğru ilerleyerek orta ve batı Toroslara doğru gelmişler.  Kösreli Yörüklerinden olan köylü 14.yüzyılın ortalarına doğru Göksu vadisini takip ederek Tekeçatı yaylasına kadar çıkar, o dönemde Karamanoğlu beyliğinin sınırları içinde olan Taşeli bölgesi Kösreli Yörüklerine yurt olur. ( Kösreli diğer ismi (Kulfalı) Kösreli ismi zamanla Köselerli haline gelmiştir.) Köylü kışın Göksu vadisinin aşağı kısımlarında yazları da Göksu vadisini takip ederek Tekeçatı yaylasında yerleşirler, konaklama ve hayvan otlatmak için Karamanoğlu beyliğine aile başı bir miktar para öderler, zamanla Kösreli Yörüklerinin iyilikleri ve etraftaki tebaaya zarar vermemeleri ve beyliğe karşı iyi davranmaları sonucunda Karamanoğlu beyliği Kösreli Yörüklerine mükâfat ve kendine daha iyi bağlamak için Tekeçatı ile ovacık arasındaki bölgeyi, rahat dolaşmaları, hayvan otlatmaları için bir fermanla Kösreli Yörüklerine bağışlar. Bu bölgede Kösreli Yörükleri bölünerek üç köy ha... Devamı

14 09 2009

Alaçam Köyü

KÖYE ULAŞIM: Mut'un kuzeybatısında ve Mağras Dağının güneyinde olup; Mut-Ermenek yolunun 7. km'sinden sağa ayrılan asfalt yolla ulaşım sağlanır. KÖY HAKKINDA GENEL BİLGİ Alaçam köyünün tam olarak hangi tarihte  kurulduğuna dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. 1518 yılına ait Tapu Tahrir Defterinde, Dorla ve Sakız köyleri olduğu halde Alaçam köyü yoktur. Mut'un idari yapısı hakkında 1913'te hazırlanan raporda ise köyün 29 haneden oluştuğu kaydedilmiştir. Demek ki Alaçam köyü, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde, belki de Sakız veya Karadöne'den ayrılarak köy statüsü kazanmıştır. Yani köyün kökeni Karadöneli aşiretinden geldiği anlaşılmaktadır.  Köy ismini çevrede bulunan çam ağaçlarından aldığı tahmin edilmektedir. Köy 200 hanelidir. İle Uzaklığı 185 km, İlçeye uzaklığı ise 20 km dir. 2007 tarihi itibari ile nüfusu 819 dur. 1985 yılında tapu kadastro çalışmaları tamamlanmış olan köy 13131 dönümdür. Köy halkının geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdır, özellikle küçükbaş hayvancılığı gelişmiştir. Ayrıca arıcılıkta yapılmaktadır. Köyde, sağlık evi ile içme suyu şebekesi, içme suyu, su deposu, köy konağı ve umumi WC bulunmaktadır. 20 km asfaltlı yolu mevcuttur. Köyde sağlık evi vardır fakat faal değildir. İlköğretim okulu faal durumdadır. İçme suyu yeterli, sulama suyu yoktur. Okuma-yazma ve üniversite okuma oranı yüksektir. Köyde yılın 12 ayı rüzgâr eksik olmamaktadır, tarih boyunca rüzgâr esmiş olmalı ki yakınlarında Mağaras Dağı'nın üstündeki kale kalıntısının yanında bir yel değirmeni bulunmaktadır. Esen rüzgâr halkını da etkilemiş ve köylüler yüksek sesle konuşmasıyla ... Devamı

09 09 2009

Atatürk'ün Anıları VI

Torpil Nasıl Yapılır? Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir. Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakanın gür sesi; "Giriniz!"  Atatürk'ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk'ten gelen bir mektuptur bu: "Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı..." Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur: -"Yaver Bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın..." Bu, Atatürk'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir:  -"Yaver Bey'in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı Makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk'ün ismini yazdırarak bana getiriniz." der. Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey'le Atatürk'e yollar.  Mektubun içeriği şöyle:  -"Muhterem Atatürk,  Yaver Bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğunda emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait ma... Devamı

26 06 2009

Ömer HAYYAM'dan Seçme Şiirler

AŞK Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben Perde ardında sen ben dedikodusu var amma... Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben Ey dünyanın işinden haberi olmayan sen yoksun Dünya esen yel üstüne kuruldu.. Varlığımız iki yokluk arasındadır Çevrendekilerde hiçdir sen de bir hiçsin Medresede söz vardır tekkede de hal Fakat bu aşk sözden de dışarıdır halden de İster şeriat müftüsü ol ister şehir vaizi Aşk mahkemesine gelindi mi dilsiz kesilir Bugün zevk etmek elindeyken zevkine bak Yarını düşünmen beyhude bir heves Bir çok kişiden arda kalanlar Sana da kalmayacak sen de göçüp gideceksin... BİZİM OLSUN Yeryüzü padişahların, kralların olsun. Cehennem kötü insanın olsun, cennet iyi insanın.. Tanrıya toz kondurmamak meleğin işi olsun, Temizlik, cennet kapıcısının işi.. Kim, ne olursa olsun, Sevgili bizim olsun tek, Canı, canımız olsun.. DAL GONCAYI BİR SABAH Dal goncayı bir sabah açılmış buldu, Gül melteme bir masal deyip savruldu Dünyada vefasızlığa bak; on günde Bir gül yetişip, açıp, solup kayboldu. Sen acırken bana, hiç bir günahımdan korkmam Benle oldukça; yokuş, engebe, yoldan korkmam Beni ak yüzle diriltirsin a Tanrım, bilirim; Defterim dolsa da suçlarla, siyahtan korkmam. NİCELERİ GELDİ Niceleri geldi neler istediler Sonunda dünyayı bırakıp gittiler Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenlerde hep senin gibiydiler Bu dünya kimseye kalmaz bilesin Er geç kuyusunu kazar herkesin Tut ki, Nuh kadar yaşadın zor bela Sonunda yok olacak sen değil misin? SEVGİYLE.. Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin cehennemin üst... Devamı

07 05 2009

Mut Tarihi

           Mut’tun tarihi oldukça eski olup, kuruluşu Roma İmparatorluğu dönemine rastlamaktadır. İmparator Augustus Antonius’un M.Ö.39’da Dağlık Kilikya’da “Pax Romana” (Roma Barışı) tesis etmek amacıyla uyguladığı politika çerçevesinde oluşturulan ve emekli askerleri yerleştirmek için kurulan “koloni”lerden biri olan “Colonia lulia Augusta Felix Ninica”. Daha sonra imparator Claudios döneminde (M.S. 41-45) “şehir statüsü” kazanmış ve bu kişinin adına izafeten şehre “Claudiopolis” denilmiştir.          Bununla birlikte ilçe sınırları içinde kalan bazı alanlarda (Kilisetepe, Örentepe, Attepe, Cingantepe ve Çömelek Tepesi gibi) yapılan son arkeolojik kazılarda, bölgede insan yerleşiminin izlerinin Roma’dan daha eskilere, hatta Tarih Öncesi (Prehistorik) döneme kadar uzandığı anlaşılmıştır.          Mut ve çevresinin belirli bir dönem Hitit egemenliğinde kaldığına dair kuvvetli işaretler vardır. Hititlerden sonra bölge sırayla Asur, Babil ve Pers hâkimiyetine girmiştir. Helenistik ve Roma imparatorluğu dönemlerinden sonra buralar Bizans İmparatorluğu’nun eline geçmiştir.           İslami dönemde bölgeye ilk akınlar Emevi ve Abbasiler zamanında yapılmıştır; daha sonra Anadolu Selçuklu Devleti bir süre buraya hâkim olmuş ve bu devletin yıkılmasından sonra Mut ve Karaman merkez olmak üzere Karamanoğulları beyliği kurulmuştur.           II. Bayezid döneminde Gedik Ahmed Paşa’nın bölgeye yaptığı askeri sefer sonunda İçel’de Osmanlı hâkimiyeti t... Devamı

25 03 2009

Şeftali,İncir ve Elma'nın Faydaları

 ŞEFTALİ'NİN FAYDALARI 1-Ağız kokusunu alır. 2-Böbrek taşlarını eritir. 3-Bağırsak kurtlarını öldürür ve olgunu yumuşaklık yapar. 4-Kanı zehirlerden temizler. 5-Gut hastalığına karşı etkili bir ilaçtır. 6-Çiçekleri kabızlığı giderir ve barsak solucanlarını düşürür. 7-Bol miktarda idrar söktürür. 8-Meyvesi hazmı kolaylaştırır.İdrar yollarını temizler. 9-Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir. 10-Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır. 11-Şeftali çiçeğini kuru yada tazesini 1 litre kaynayan suya 10 gr atın. 10 dakika bekletin.çay gibi içilirse bağırsaklara yumuşaklık verir öksürüğü hafifletir.   İNCİR'İN FAYDALARI 1-Enerji verir 2-Vitamin ve mineral bakımından zengin bir gıdadır. 3-Bağırsaklardan toksin maddelerin atılması kandaki kollestrol seviyesinin düşürülmesi gibi faydaları da vardır. 4-Bağırsak iltihabı olanlar inciri çok yemelidir. 5-İncirin kurutulmuşu çok değerli olup, iyi bir besin kaynağıdır. Balgam söktürücü, yumuşatıcı olarak kullanılır. 6-Ayrıca kış aylarında vücudun direncini arttırır,  pek çok sağlık sorununa karşı güç ve dayanıklılık kazandırır. 7-İncirin bünyesinde şeker, albüminli maddeler, organik asitler, pektin, provitamin, A, B1, B2, C vitaminleri, magnezyum, kükürt, fosfor ve unlu maddeler bulunur. 8-İnciri cevizle birlikte yerseniz hem vücudunuzu zehirlerden korur, hem de bronşite iyi gelerek öksürüğü keser. Nezle için de faydalıdır. 9-İnciri sütle ya da sirkeyle eğer oda olmazsa yalnızca zeytinyağına batırıp yiyerek basur şikayetinizi ortadan kaldırabilirsiniz. 10-Sesiniz kısıldığında hemen bir inciri bir su bardağı kadar sütün içine koyup bir cezvede kaynatın. Ilık ... Devamı

19 03 2009

Narın-Eriğin ve Üzümün Faydaları

  NARIN İNSAN SAĞLIĞINDAKİ FAYDALARI 1-Nar suyu böbrek ve karaciğer hastalıklarına karşı çok faydalıdır. 2-Nar suyu yüksek tansiyon hastalığının tedavisinde, kalp ağrılarında, basur hastalığının tedavisinde faydalı olmaktadır. 3-Böbrek zafiyetine karşı nar suyu içilmesi yararlıdır. 4-Nar suyunun harareti giderici özelliği bulunmakta, şeker ve kurdeşen hastalığına iyi gelmektedir. 5-Kalbi kuvvetlendiren nar suyu, karaciğer zafiyetini gidermekte, mide iltihabını ve ağrısını geçirmektedir. 6-Nar ekşisi şeker hastalarına tavsiye edilmektedir. 7-Nar şırasının şekerle hazırlanan şerbetinin idrar söktürücü özelliği vardır. 8-Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır. 9-Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır. 10-Narın meyvesi ve suyunun yanı sıra çiçekleri ve kabuğu da yararlarıdır. Nar çiçeği bağırsak yara ve iltihaplarını iyileştirir. 11-Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konursa şifalı gelir. 12-Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı oldukça faydalı olmaktadır.     Mucizevi meyvenin market raflarında satılan suları ise bu faydaları sağlamaktan uzak. Pastörizasyon işlemi ve kutuda bekleme sonucunda meyvenin besin değerinde kayıplar oluşabiliyor. Meyveyi taze olarak yemeli veya taze sıkılmış suyunu içmelidir.   ERİĞİN İNSAN SAĞLIĞINDAKİ FAYDALARI      Erikte A, C ve B grubu vitaminleri ile potasyum, magnezyum, fosfor ve demir mineralleri açısından zengin bir meyvedir. Erik yaş olarak yenebileceği gibi kurutularak, komposto yapıla... Devamı

11 03 2009

Asma Yetiştiriciliği

1.GİRİŞ Yer kürenin bağcılık için en elverişli iklim kuşağı üzerinde bulunan Türkiye, asmanın gen merkezi olmasının yanı sıra, son derece eski ve köklü bir bağcılık kültürüne sahiptir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye'nin Ege ve Akdeniz bölgelerinden sonra en çok üzüm üreten bölgesi olup, ülke üretiminde yaklaşık % 10'luk paya sahiptir. Yurdumuzda ihraç edilen ürünlerimiz arasında olan üzümün besin değeri yüksek olup, yapılan araştırmalara göre A, B, B2 ve C vitaminleri vardır. Üzüm sofralık tüketim dışında kurutmalık, şaraplık, şıralık ve konservelik olarak da tüketilebildiğinden yılın her ayı beslenmede kullanılmaktadır. Son yıllarda üzüm yaprağı ihraç edilerek de gelir elde edilmektedir. Bu nedenle ülkemizin en büyük yatırımlarından biri olan Güneydoğu Anadolu Projesinin Bölgemizde yer alması nedeniyle, her konuda olduğu gibi bağcılık konusunda da teknik ve geliştirmeye yönelik çalışmalara başlanılmıştır. 2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ 2.1 İklim İsteği Bağcılıkta başarının temel şartı bağ kurulacak yörenin iklim ve toprak faktörleri ile asmanın çok iyi bir uyuşma içinde olmasını temin etmektir. Bu nedenle bir yere bağ tesis ederken iklim, toprak, mevki - yön, anaç ve çeşit seçimi gibi unsurları iyice etüt etmek gereklidir. Asma gelişme devresi oldukça uzun olan bir bitkidir. Günlük ısı ortalaması 10 oC yi bulunca gelişmeye başlar ve sonbaharda ısı ortalaması bu derecenin altına düşünceye kadar gelişmesini sürdürür. Her üzüm çeşidi meyveleri iyi bir şekilde olgunlaştırmak için belirli bir ısı toplamına ihtiyaç gösterir. Bağ kurulacak bölgenin yıllık aktif sıcaklık toplamının en az 1600... Devamı

03 03 2009

Şifa Kaynağı Zeytin

ŞİFA KAYNAĞI ZEYTİN ZEYTİN ve ZEYTİNYAĞININ FAYDALARI YARARLARI YAŞLANMADAN ÇOCUK GELİŞİMİNE KADAR BİRÇOK KONUDA HER DERDE DEVA OLAN ZEYTİN, KALP VE DAMAR SAĞLIĞINA DA İYİ GELİYOR             Türkiye’nin üretiminde dünya dördüncüsü olduğu Zeytin ve zeytinyağının tüm dertlere deva olduğu anlaşıldı. Yaşlanmayı geciktirici unsurundan çocuk gelişimine kadar birçok konuda sağlığa faydalı olan Zeytinin kalp ve damar sağlığına ve kansere iyi geldiği bildirildi. Sahip olduğu besin değeriyle insan sağlığını koruyan bir mucize olarak değerlendiren zeytin, sofralardaki daimi yerini koruyarak insan sağlığının önemli bir koruyucusu olmuştur. Besin değeri oldukça yüksek olan zeytin, aynı zamanda yağıyla da sağlığa olan katkısını arttırmaktadır. Sağlığa olumsuz hiçbir etkisi olmayan zeytinyağı, içerdiği antioksidanlar sayesinde kalp-damar hastalıkları ve kansere karşı da koruyucu bir etki gösterir. Özellikle günümüzde kalp ve damar şikâyetlerinin çoğalması, bu mucizevî besinin insan sağlığı açısından önemini daha da artırmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, zeytinin yalnızca lezzetli bir gıda değil, bunun yanında yüksek kaloriye sahip önemli bir besin kaynağı olduğunu da ortaya koymuştur. Zeytinin olduğu kadar zeytinyağı da sağlığa son derece faydalıdır. Zeytinyağı, tüm katı yağların aksine, tüm uzmanlar tarafından başta kalp ve damar sağlığı için olmak üzere en çok tavsiye edilen yağ türü olarak bilinmektedir. Bir hafta boyunca her Gün yaklaşık 2 yemek kaşığı doğal zeytinyağı tüketen insanların kolesterol düzeylerinde son derece olumlu sonuçlar elde edilmektedir. Düzenli zeytinyağı kullanan insanlarda yüksek antioksidan seviyeleri izlenmiştir.    ... Devamı